En Son Yorumlar
Bebek Sağlığı

Bebeklerde Egzama, Belirtileri, Nedenleri Ve Tedavisi

Egzama bebeklerde yaygın görülen cilt sorunlarından birisidir. Özelikle doğduktan sonra ilk birkaç aylık süreçte daha sık görülmektedir. Bebeğinizin yaşadığı cilt sorununun egzama olup olmadığından emin değilseniz aşağıdaki sorular ve yanıtları size yardımcı olacaktır:   Bebeklerde egzama belirtileri nelerdir, nasıl anlaşılır?   Bebek egzaması aynı zamanda atopik dermatit olarak da bilinmektedir. Çocukların %10 – 15 inde görülmektedir. Bebeğin cildinde kırmızı cilt lekeleri olarak görülür. Ciltte kaşıntı, kuruma olur ve cilt pürüzlü görünür.   Egzama bebeğin vücudunda herhangi bir yerde görülebilir. Fakat çoğunlukla bebeğin yanaklarında, kol ve bacak eklem yerlerinde oluşur.   Bebeklerde egzama sorunu konak veya diğer kırmızı ve kaşıntılı cilt sorunlarıyla karıştırılabilmektedir.   Bebeklerde neden egzama olur?   Bebeklerde egzamanın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat bağışıklık siteminin sabunlara, kremlere, çeşitli alerjenlere, deterjanlara, strese, sıcağa ve terlemeye bir reaksiyonu olduğu düşünülmektedir. Bir de anne veya babada egzama sorunu varsa bebekte de egzama görülme ihtimali diğer bebeklere göre daha yüksektir. Yani kalıtım faktörü de egzamada rol oynayabilmektedir.   Cildin koruma kalkanındaki bozulmalar cildi dışarıdan gelen etkenlere karşı daha korumasız yapmaktadır ve bu da bebeklerde egzama için bir risk teşkil etmektedir.   Bebeklerdeki egzama kendi kendine geçer mi?   Egzama sorunu görülen bebekler ve çocuklar okul çağına geldiklerinde bu sorunu atlatmaktadırlar. Yani egzama sorunu ile büyüyebilmektedirler. Fakat bazı çocuklarda ise egzama yetişkinlik döneminde de devam edebilmektedir ve cilt kuruluğu – kaşıntı sorunu uzun yıllar devam edebilmektedir.   Bebeklerde egzamayı tetikleyen etkenler nelerdir?   Her bebekte egzamayı tetikleyen etkenler farklı olabilir. Fakat genelde egzamayı tetikleyeni belli başlı temel etkenler bulunmaktadır. Bunlardan kaçınmakta fayda vardır.   1. Ortamdaki nem eksikliği, kuru havaya ve dolayısıyla bebekte cilt kuruluğuna neden olabilir. Kuru havalar bebekte egzamayı tetikleyebilir. Kuruyan bebek cildinde diğer bir egzama belirtisi olan kaçıntı da oluşur.   2. Bebeklerde4 egzamayı bazı tahriş adici maddeler tetikleyebilir. Yün kıyafetler, vücut sabunları, çamaşır deterjanları   3. Bebeklerde egzamayı tetikleyen etkenlerden birisi strestir. Stres bebekte ve çocukta cildinde kızarıklıklar, tahrişler ve kaşıntıya neden olabilir. Bunlar egzama belirtileri arasındadır.   4. Sıcak ve terleme bebeklerde bir başka egzama tetikleyicisidir. Mevcut egzama sorununu da daha da alevlendirebilir.   5. Bebeklerde çeşitli alerjen besinler de egzama tetikleyicisi olabilir. Genelde inek sütü, fıstık, yumurta bebeklerde alerjen besin olarak bilinir ve bunların bebekte egzamaya yol açma riski daha yüksektir.   Bebekte egzamayı tedavi için ne yapılabilir?   Bebekte egzamayı tedavi için egzama sorununu iyi yönetmek ve kontrol altına almak gerekir. Bu amaçla genelde şunlar uygulanır:   Nemlendiriciler: Bebekte egzamayı tedavi için iyi bir nemlendirici, koku ve alkol içermeyen bir krem oldukça yardımcı olabilir. Nemlendirici bebeğin cildini nemli tutmaya yarar. Banyo sonrasında hemen bebeğin cildine nemlendirici uygulamak gerekir.   Ilık suyla banyo: Ilık suyla banyo bebeğin cildini nemli ve serin tutacaktır. Bu bebekteki kalıntıyı azaltabilir. Bebekteki kaşıntıyı hafifletmek için antihistamin kullanımı konusunda ise hekime danışmak gerekir.   Topikal steroidler: Otc steroidler ( hidrokortizon kremler e merhemler gibi ) bebeğin cildindeki kaşıntıyı ve kızarıklığı hafifletebilir. Fakat bu tür ürünleri bebeğin vücudunun belli bir bölgesinde çok uzun süre ve çok fazla uygulamamak gerekir. Bunlar bebeğin derisinde incelmeye neden olabilir. Çocuklarda egzama vakalarında ultraviyole ışık tedavisi ve antibiyotikler de kullanılabilir.   Bebekteki egzamanın evde tedavisi için ne yapılabilir?   1. Bebekteki egzama tedavisinde önemli hususlardan birisi de bebeğin cildini kaşımasını önlemektir. Kaşıma egzama belirtilerini daha da kötüleştirebilir, enfeksiyona neden olabilir ve cildinde kalınlaşmaya neden olabilir.   2. Bebeğin tırnaklarının kesilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Bebek özellikle uyurken ellerine eldiven gibi bir şey giydirilmelidir. Bu pamuklu olmalıdır.   3. Bebeğe banyo yaptırırken banyoda 10 dk dan fazla tutulmamalıdır. Sıcak su bebeğin cildindeki doğal yağ tabakasına zarar verebilir.   4. Egzamaya karşı kokusuz, hafif ve alkol içermeyen sabunlar seçilmelidir. Parfümlü ürünler, deodorantlar ve anti bakteriyel sabunlar bebeğin hassas cildine zara verebilir.   5. Bebeğin cildi yıkandıktan sonra yumuşak bir havluyla pat pat yaparak kurutmak daha uygundur. Cildi ovularak kurutulmamalıdır.   6. Banyo sonrasında bebeğin cildi hafif nemliyken nemlendirici sürülmelidir.   7. Bebekteki egzamayı giyindiği kıyafetlerde tetikleyebilir veya alevlendirebilir. Bebeğe pamuklu kıyafetler giydirilmelidir. Bebek için yeni bir kıyafet alındığı zaman ilk olarak yıkanmalıdır.   8. Bebeğin kıyafetlerini yıkamak için yumuşak, koku içermeyen bir deterjan kullanmak gerekir.   9. Bebeği çok fazla giyindirmemekte ve uyuturken de üzerini battaniyelerle çok fazla örtmemekte fayda vardır. Çünkü bebeğin aşırı ısınması ve terlemesi egzamayı tetikleyebilir ve alevlendirebilir.
Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Sıvı Eksikliğini Önlemek İçin

Sıvı eksikliği her ne kadar tüm yaş gruplarındaki insanlar için ciddi bir durum olsa da küçük çocuklara için daha ciddi bir durumdur. Küçük çocukların beslenme ve sıvı ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamak gerekir. Bu uygun bir şekilde büyümeleri ve gelişmeleri için gereklidir. Çocuklarda sıvı eksikliğini önlemek için aslında yapılabilecekler basittir.   Aşağıdakileri uygulayarak çocuğunuzda olası bir sıvı eksikliğini önleyebilirsiniz.   1. Çocuğunuza bol sıvı içirin. Su, meyve suyu gibi herhangi bir sıvı eksiliğini önlemeye yardımcı olacaktır. Tabi sıvı eksikliğini önlemede su en iyi tercihtir.   2. Her zaman el altında bir şişe su bulundurun. Özellikle sıcak yaz aylarında çocuğunuz oldukça terler ve su kaybeder. Bunu ikame etmek için eliniz altında bir şişe su bulundurun ve çocuğunuza içirin.   3. Çocuğunuzu bir oyun zamanındaysa, oldukça hareketli bir zaman geçirdiyse oldukça enerji harcamıştır ve su kaybetmiştir. Özellikle yaz aylarında bu daha fazla olabilir. Su kaybını önlemek için daha fazla su içmesini sağlayın.   4. Özellikle sıcak havalarda çocuğunuzun diyetinde su düzeyi daha yüksek besinlere yer verin. Karpuz, kavun, üzüm gibi meyveler su düzeyi yükse besinlerdir. Çocuğunuzun vücudundaki su düzeyini dengede tutmaya yardımcı olurlar.   5. Eğer çocuğunuz kusmuşsa, ishal veya ateş gibi bir sorunu varsa ona bol su içirin. Çünkü bu sorunlar çocuğunuzun su kaybetmesine yol açar. Su kaybını önlemek için bol su içirin. Eğer çocuğunuz su içmeyi reddediyorsa bunun sebebi bir boğaz ağrırı veya yutmakta zorlanması olabilir. Eğer çocuğunuz su içmeyi reddederse çocuğunuzu hekime gösterin.   6. Çocuğunuzdaki sıvı eksikliği belirtilerine dikkat edin. Küçük çocuklardaki sıvı eksikliğinde dudaklarda kuruma, ağlarken göz yaşı çıkmaması, idrarın koyu gelmesi, 6 saatte hiç idrar yapmaması ev genel bir uyuşukluk gibi belirtiler görülür. Çocuktaki sıvı eksikliğinin ciddi belirtileri ise el ve ayaklarda soğuma, aşırı uykulu görünme ve batık gözlerdir. Eğer çocuğunuzda bu tür sıvı eksiliği belirtileri görürseniz onu hekimine gösterin.   7. Eğer çocuğunuz çok su kaybettiyse bir elektroilit sıvı satın alın. Elektrolit sıvı, sıvı dengesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Çoğu eczanede farklı markalarda bu sıvılardan bulabilirsiniz.   Çocuğunuzun sıvı ihtiyacını karşılamak için ona enerji içeceklerinden vermeyin.
Bebeklerde Beslenme

Emzirme Mi Mama Mı?

Bazı yeni anneler bebeklerini emzirerek mi besleme yoksa mama ile mi besleme konusunda karar vermekte zorlanmaktadır. Tabi bir annenin bebeğini emzirmesini engelleyen çeşitli durumlar da olabilir. Karar verirken her iki yöntemin de faydalarını bilmek ve karar verirken bunları dikkate almak gerekir.   Emzirme yöntemi   Emzirmenin bir bebek için en iyi beslenme şekli olduğu artık bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve tavsiye edilen belenme şekli budur. Bebeklerin doğduktan sonra en az 6 ay süreyle emzirilmeleri ve daha sonrasında ek besinlerin yanında anne sütünün bebeğe 1 yaşına kadar verilmesi tavsiye edilmektedir. Hatta Dünya Sağlık Örgütü çocukların 2 yaşına kadar emzirilmelerinin faydalı olduğunu belirtmektedir.   Peki anne sütünün ve dolayısıyla emzirmenin bu üstün yönleri nelerdir?   1. Anne sütü bebek için doğal antikorlar sağlar. Bu yönüyle hastalıklara karşı, örneğin kulak enfeksiyonuna karşı, bebeğe yardımcı olur.   2. Anne sütü ilk 1 yıl içinde bebeklerde ani bebek ölümleri sendromu olarak bilinen riski azaltır.   3. Anne sütü bebeğin zekasını geliştirir. Yapılan araştırmalara göre emzirilen bebeklerin bilişsel fonksiyonlarının daha gelişmiş olduğu tespit edilmiştir.   4. Anne sütü bebeğin ilerleyen yılları için de yardımcı olur. Obezite, astım, tip 1 ve tip 2 diyabet, yüksel kolesterol,  Hodgkin hastalığı, lösemi ve lenfoma riskini düşürür.   5. Emzirmenin anne açısından da önemli faydaları vardır. Emziren kadınlarda meme kanseri, diyabet, kalp hastalığı, osteoporoz ve yumurtalık kanseri riski daha düşüktür.   6. Emzirme anne ile bebek arasında mükemmel bir bağ kurma yöntemidir.   7. Emzirmenin mümkün olmadığı zamanlarda anne sütü ayrıca pompa ile sağılarak da her zaman bebeğe verilebilir.   Bebeği mama ile beslemek   Bebeği mama ile beslemek de bebek için sağlklı bir seçimdir. Mama anne sütüne en iyi alternatif besindir.   Peki bazı anneler neden bebeklerini mama ile beslemeyi tercih ederler:   1. Mama ile beslenen bebekler her hangi bir zamanda bir baka kişi tarafından pekala beslenebilir.   2. Mama ile beslemek anneye esneklik kazandırır. Örneğin zaman açsından enselik verir. Anne işte olduğu zamanlarda bebeğin bakıcısı veya bir başkası tarafından beslenebilir.   3. Mama ile beslemede zaman planı oluşturmak daha kolay olabilir. Mamalar anne sütü kadar hızlı sindirilmezler. Bu nedenle mama ile beslenen bebekler sıklıkla beslenmeye ihtiyaç duymazlar. Bu durum özelikle ilk birkaç ayda böyledir.   4. Mama ile beslenen bebekler annelerinin beslenme şeklinden etkilenmezler. Yani annenin yiyip, içtikleri bebeği etkilemez. Fakat bebeklerini emziren anneler yiyip, içtiklerine dikkat etmelidirler. Emziren annelerin kaçınmaları gereken besinler bulunmaktadır. Çünkü bunlar anne sütü yoluyla bebeği olumsuz etkileyebilir.   Hangi yöntem tercih edilirse edilsin; ister emzirme, ister mama veya isterse de her ikisinin kombinasyonu, bebeğin her zaman düzenli beslenmesi, iyi beslenmesi, bakımının iyi yapılması ve sevgi görmesi çok önemlidir.
Bebek Sağlığı

Diş Çıkaran Bebekte Ateş

Diş çıkaran bebeklerde ebeveynlerin en çok merak ettikleri konulardan birisi de diş çıkaran bebekte ateş görülür mü? Ateş acaba bir hastalık belirtisi olabilir mi yoksa diş çıkardığı için mi ateşi var? tarzında sorular sormaktadırlar.   Diş çıkaran bebeklerde “eğer bebeğin ateşi 38,9 dereceden ( 102 F üzeri ) daha yüksekse bebeğin ateşi diş çıkardığından dolayı değil, bir hastalıktan dolayı çıkmıştır” görüşü geçerlidir. Bu yüksek bir ateş olarak adlandırılır ve bir hastalık göstergesidir.   Yani diş çıkaran bir bebeğin diş çıkarmadan dolayı ateşinin çıktığını söyleyebilmek için ateşinin 38,9 dereceden daha az olması gerekir görüşü hakimdir.   Bebeklerde diş çıkarma süreci dişin diş etlerinde çıkmasıyla birlikte 8 gün kadar sürmektedir.   Bu konuda ABD’ de Cleveland Clinic tarafından bir araştırma yapıldı. Araştırmada yaşları 3-6 ay arasında değişen 125 bebek 8 ay boyunca incelendi. Bu zaman zarfında ebeveynler kendi bebekleriyle ilgili hastalıkları, kullandığı ilaçları ve aşılamalarının yanında diş çıkarma süreci, ateş ölçümleri ve daha birçok belirlenen konuda günlük kayıt tuttular.   İncelenen bebeklerin %35 inde 8 gün boyunca diş çıkarma sürecinde herhangi bir semptom ortaya çıkmadı. Diğer bebeklerde ise katı besinlere karşı isteksizlik, bir şeyleri ısırma, kulak ovma, diş eti ovma, asabiyet, yüzde döküntü, salya akıtma, emme, normal dışı bir ateş ve daha uyku eksikliği gibi belirtiler görüldü. Bu bebeklerde bir şeyleri ısırma, diş eti ovma, asabiyet, emme ve salya akıtma belirtileri daha sık görüldü.   Aslında birçok insan diş çıkaran bebeklerde diş çıkarmanın ishale de neden olduğunu düşünmektedir. Fakat Cleveland Clinic tarafından yapılan araştırmada araştırmayı yapan uzmanlar diş çıkarma ile ishal arasında zayıf bir bağlantı olduğunu belirtmektedirler.   Araştırmayı yapan uzmanlar ebeveynleri 38,9 dereceden daha yüksek bir ateş durumunda bebekleri ile ilgili herhangi bir ciddi soruna karşı dikkatli olmalarını tavsiye etmekteler. Özelikle bebek küçük bir bebekse bu konuda daha dikkat olunmasını gerektiğini tavsiye ediyorlar. Ayrıca bebekte öksürük, burun akıntısı, idrarda azalma, kusma gibi belirtiler olup olmadığı da önem taşımaktadır. Bu belirtilere de ebeveynlerin bakmaları gerekiyor. Çünkü bunlar diş çıkarmanın belirtisi olarak kabul edilmemektedir.
Hamileliğe Fiziksel Hazırlık

Başarısız Tüp Bebek Sonrası

1) Başarısız Tüp Bebek Sonrası Deneme Yapılır mı?   Evlenip yuva kuran her çift evliliklerinin ardından kısa veya uzun bir süreç geçirdikten sonra yuvalarının neşe kaynağı olacak bir çocuk sahibi olmayı planlar. Kimi çiftler bu planlarını kısa bir vadede doğal yolla gerçekleştirebilirken; kimileri içinse bu durum o kadar kolay olmamaktadır. Maalesef ki her çift doğal yolla bebek sahibi olamamaktadır. Bu durumu belirleyen pek çok faktör vardır. Ancak bebek sahibi olmayı engelleyen bir takım faktörlerin önüne tüp bebek tedavisi yöntemi ile geçilerek çocuk sahibi olunabilir.   2) Her çift tüp bebek tedavisi için uygun mudur?   Doğal yollarla gebe kalamamış, nedeni belli olan ya da olmayan kısırlık tedavisinde en başarılı yöntemlerden biri olan tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bu yöntemle çocuk sahibi olabilmeleri için de bir takım koşulların bu tedaviye uygun olması gerekmektedir. Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen sebeplerin en başında yaş faktörü bulunmaktadır. Yaş dışında tüp bebek tedavisinde başarı oranını etkileyen diğer faktörler; erkekten alınacak olan sperm durumu, kadının yumurtalarının kalitesi ve kadının rahiminde problem olup olmaması durumudur.   Günümüzde yeni geliştirilen yöntemler ve uygulamalar neticesinde başarı oranı giderek artış gösteren tüp bebek tedavisinin ilk denemesinde eğer başarılı bir netice alınamazsa yeni tüp bebek denemeleri yapılabilir. Çiftler açısından bakıldığında tüp bebek tedavisi biraz meşakkatli bir süreç olsa da, çocuk özlemini giderebilecek umut kaynağı olan bir tedavi yöntemi olarak görülmektedir.   3) Tüp bebekte başarı şansı kaçtır?   Tüp bebek tedavisinde ilk deneme sonrasında çiftler; gebelik elde etme oranını % 100 olarak görmemelidir. Tüp bebek tedavisinin ilk denemesinde her zaman başarılı netice alınamayabiliniyor. Ancak bu tedavinin sonu değil. İlk tüp bebek tedavisi bitmiş ve başarılı bir sonuç elde edilememiş olabilir ancak yeni bir tüp bebek tedavisi sizi bekliyor. Bu deneme ile gebelik elde edebilirsiniz. Çocuk hayalinize; ikinci veya diğer tüp bebek denemenizde kavuşabilirsiniz.   4) Tüp bebek tedavisinin ilk neticesinde olumlu sonuç alamayan çiftlerin aklında hep aynı soru: Başarısız Tüp Bebek Sonrası Deneme Yapılır mı?   Bu yazımızda çiftlerin merakla yanıt aradığı bu sorunun yanıtı yazımızın devamında yer almaktadır.  Başarısız Tüp Bebek Sonrası Deneme Yapılır mı? konulu yazımızın devamını okumanızda fayda var.   Çiftler başarısız ilk deneme sonrası yapılan yeni tüp bebek denemelerinde çocuk sahibi olabilir. Çiftlerin bu durumda birbirlerine karşı anlayışlı olması ve çocuk sahibi olma konusunda umutlarını yitirmemeleri oldukça önemlidir.   5) Eşler bu durumda nasıl davranmalı?   Tüp bebek tedavisinde eşlerin birbirini motive etmesi gereklidir. Aksi halde ilk tüp bebek denemesinde başarısız netice alınırsa ikinci denemenin başarılı neticeleneceğine karşı olan inanç düşer ve psikoloji elbette ki tedaviyi de etkiler. Tüp bebek tedavisinin kaç kez deneneceği hakkında belirlenen net bir sayı bulunmamaktadır. Çiftlerin isteği, doktorun öneri ve çiftlerin sağlık durumuna bağlı olarak yeni tüp bebek denemeleri yapılabilir.   6) Başarısız denemenin ardından   Her yeni tüp bebek tedavisinin arasında minimum 1 aylık bir süre bırakılarak, çiftlerin hazır olduğunda tüp bebek tedavisinin tekrar yapılmasında mahsur yoktur. Ancak bu süre uzun olmamalıdır. Çünkü yaş ilerlemesi tüp bebek tedavisindeki başarıyı olumsuz etkileyen bir durumdur.   7) Başarı durumu nasıl bir tabloda ilerler?   Uzmanlar her yeni tüp bebek denemesinde başarı oranının diğer tüp bebek tedavisine oranla yarısı kadar azalacağını öngörmüştür. Fakat daha önce uygulanan tüp bebek tedavilerinde gözden kaçmış tüp bebek tedavisindeki başarıyı etkileyen faktörlerin varlığı unutulmamalıdır. Eğer bu tip bir durum söz konusu ise yani daha önceki tüp bebek tedavilerinde bazı problemler saptanamamış ve bu problemler baz alınarak tüp bebek tedavisi uygulanmamışsa başarısız netice elde edilmesi normaldir.   8) Tüp bebek tedavisinde 2. Denemede başarı şansı yüksek midir?   Yeni tüp bebek denemesinde olası bu problemler saptanarak başarı elde etme oranı artırılabilir. Özetle ilk tüp bebek denemesinin başarısızlığının nedenini araştırmak ve ikinci yapılacak olan denemede bu nedeni dikkate alarak yaklaşmak; ikinci tüp bebek denemesi ile hamileliğin oluşmasını mümkün kılmaktadır.   Kaynak: http://www.cemficicioglu.com.tr/tup-bebekte-basarisizlik-nedenleri
Hamilelik Sorunları

Hamilelikte Toksemi Ve Eklampsi

Toksemi ve eklampsi hamile kadınlarda yüksek kan basıncına neden olan durumlardır. Bu sorunlar hem anne adayı hem de anne karnındaki bebek için tehlikeli olabilir.   Toksemi nedir?   Toksemi sıklıkla preeklampsi olarak ifade edilen ve hamile kadınlarda gelişen bir durumdur. Toksemi genelde hamileliğin 20. haftasından sonra herhangi bir zamanda oluşabilir. Yüksek kan basıncına neden olur ve bebek için tehlikeli olabilir. Bebeğe plasentadan yeterli kan akışını engelleyebilir. Toksemi sorunu bebeğin kalp atışlarında yavaşlamaya ve erken doğuma yol açabilir.   Toksemi belirtileri nelerdir?   Tokseminin birçok belirtisi olabilir. Ayrıca hamilelikte yaşanan diğer komplikasyonlarla da benzerlikler gösterebilir. Bazı kadınlarda ise belirti vermeyebilir ve teşhisi zor olabilir. Toksemi olan hamile kadınlarda yüksek tansiyon gelişir. Bu durum vücutta sıvı birikmesinden dolayı şişkinliğe yol açabilir. İdrarda protein birikir. Vücut sıvılarında artış olsa da hamile bir kadının idrar üretiminde azalma olabilir. Kadınlar ayrıca şiddetli baş ağrıları ve karın bölgesinde ağrı hissedebilirler. Karın ağrısına aşırı bulantı ve kusma da eşlik edebilir.   Eklampsi nedir?   Toksemi eklampsinin ilk evresidir. Eğer toksemi belirtileri daha da kötüleşirse eklampsiye yol açabilir. Eklampsi hamileliğin 2 döneminin sonunda veya 3. döneminde oluşur. Fakat toksemiden daha şiddetlidir. Annenin ölümüne veya komaya girmesine neden olabilir. Eklampsi sorunu ayrıca plasentaya zarar vererek bebeğin ölümüne bile yol açabilir.   Eklampsi belirtileri nelerdir?   İstatistiklere göre toksemi olan her 200 hamile kadından 1 tanesinde eklampsi sorunu gelişebilmektedir. Eklampsi toksemi belirtilerinin şiddetli olarak yaşanmasıyla kendini gösterir. Eklampsinin gelişmesi durumunda nöbet belirtileri görülebilir. Hatta annede ölüm riskini bile doğurabilir.   Toksemi ve eklampside risk faktörleri nelerdir?   Toksemi ve eklampsi her hamilelikte yaşanabilecek bir durumdur. Bununla birlikte çeşitli risk faktörleri toksemi ve eklampsi riskini artırır. Örneğin her iki durum özellikle ilk hamilelikte daha yaygın görülür. Her ne kadar ilk hamilelikte bu sorunlar daha yaygın görülse de ilk hamilelikte görüldükten sonra sonraki hamileliklerde de görülme riski artar. Genç annelerde ve 40 yaşın üzerindeki hamileliklerde toksemi ve eklampsi riski daha fazladır. Obezite, çoklu hamilelikler, diyabet, böbrek hastalığı ve romatoid artrit sorunları toksemi ve eklampsi riskini artıran diğer faktörlerdir.   Hamilelikte toksemi ve eklampsi tedavisi   Toksemi ve eklampsinin tek bir tedavisi vardır o da bebeğin doğmasıdır. Bebek doğduktan sonra kendi normal değerlerine döner ve kendi kendini düzeltir. Bununla birlikte toksemi ve eklampside elbette ki belirtileri hafifletecek bazı şeyler de yapılabilir. Toksemili hamile kadınlarda genelde yatak istirahatı tavsiye edilir. Tuz tüketimi azaltılır ve gün içinde bol bol su içilmesi tavsiye edilir. Eklampside ise hastane tedavisiyle durum kontrol altına alınabilir. Ayrıca ilaç tedavileri de erken doğum sancısını ve erken doğumu önlemek için yapılabilir. Eklampside şiddetli belirtiler devam ederse bu durum erken doğumu tetikleyebilir.
Anket
Bebeğinize ek besinleri ne zaman vermeye başladınız?
E Bülten
Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Lütfen Bültenimize Kayıt Olunuz.
Ad Soyad
:
E mail
: