En Son Yorumlar
Bebek Sağlığı

Yeni Doğan Bebeklerde Soğuk Algınlığı Tedavisi

Ebeveynler her ne kadar yeni doğan bebeklerini mikroplardan uzak tutmaya çalışsalar da birçok bebek yaşamlarının ilk haftalarında veya aylarında soğuk algınlığı geçirebiliyorlar. Yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemi henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu nedenle yetişkinler kadar korunaklı değildirler. Soğuk algınlığı gibi durumlara daha açıktırlar.   Bebeğinizde soğuk algınlığı oluşursa tedaviye yönelik olarak aşağıdakileri uygulamaya çalışın:   1. Bebeğinizde soğuk algınlığından şüphelenirseniz mümkün olduğunca çabuk bebeğinizin hekimini arayarak tavsiyelerini alın. Hekiminiz ayrıca bebeğinizin spesifik ihtiyaçlarına yönelik tavsiyelerde de bulunabilir.   2. Bebeğinizin her birkaç saatte bir rektal yoldan ateşini ölçün. Eğer bebeğinizin ateşi 38 dereceden fazlaysa hekiminiz bebeğinizi muayenehanesinde görmek isteyebilir.   3. Eğer bebeğinizde tıkanıklık varsa nazikçe bir burun aspiratörü kullanarak burundaki mukusu dışarı atabilirsiniz. Her iki burun deliğinde de aspiratörü kullanın. Gerekirse işlemi tekrarlayın.   4. Bebeğinizin odasını nemli tutmaya çalışın. Bunun için bir nemlendirici cihaz kullanın. Nemlendirici cihaz bebeğinizin tıkanıklığını açmaya yardımcı olacaktır. Nemlendirici cihaz bebeğinizin özellikle uyku zamanlarında oldukça faydalı olabilir.   5. Bebeğinizin soğuk algınlığı tedavisinde hekiminizin önerdiği tuzlu burun damlasını kullanın. Bu damlalar yeni doğan bebeklerde tavsiye edilmektedir. Fakat kullanmadan önce bebeğinizin hekimiyle görüşerek yine tavsiyelerini alın.   6. Bebeğinizin burun deliklerinin her birine tuzlu burun damlasından 2 – 6 damla kadar damlatın. Bu damlalar ihtiyaç oldukça bebeğin tıkanıklığını açmada ve mukusu temizlemeye yardımcı olmakta kullanılabilir.   7. Bebeğinizin uyku zamanlarında bebeğinizin başını biraz da yüksek tutun. Böylelikle bebeğiniz daha iyi nefes alıp verir.   8. Pediatristler yeni doğan bebeklerin soğuk algınlığı tedavisinde sıvı alımının artırılmasını tavsiye etmektedirler. Bu burun akıntısı yoluyla sıvı kaybına uğrayan bebeğin sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur.
Hafta Hafta Hamilelik

Hamilelik Belirtileri

Her kadın bir birinden farklıdır. Yaşadıkları hamilelik tecrübeleri de farklı olabilir. Hamilelik döneminde her kadın aynı semptomları yaşamayabilirler. Hamilelik belirtilerinde de durum böyledir. Hatta kimi zaman kadınlar ilk esnada hamile olduklarının bile farkında olmayabilirler.   Fakat yaygın olarak bilinen birçok hamilelik belirtisi bulunmaktadır. Bunlar aşağıda belirtilmiştir:   Kanamalar ve Kasılmalar   Döllenmeden birkaç gün sonra döllenmiş yumurta rahim duvarına yapışır. Bu hamileliğin en erken belirtilerine neden olur. İmplantasyon kanaması ve bazen kasılmalar olur. İmplantasyon kanaması yumurta döllendikten sonra 6 – 12 gün içinde oluşur. Kasılmalar menstrual kasılmalara benzer. Bu nedenle bazı kadınlar hamileliğin bu erken belirtisiyle adet döngüsündeki bu kasılma belirtisini birbirine karıştırabilir.   Kanamanın yanında bazı kadınlarda vajinadan sütlü bir akıntı olabilir. Bu vajina duvarının kalınlaşmasıyla ilgilidir ve hemen döllenme sonrasında başlar. Bu aktın hamilelik boyunca devam edebilir. Tipik olarak zararsızdır ve tedavi gerektirmez. Fakat bu akıntı kötü kokuyorsa ve yanma ve kaşıntı hissi varsa bir mantar veya bakteriyel enfeksiyon riskine karşı hekime görünmelidir.   Memedeki değişmeler   Hamilelik belirtilerinden birisi memedeki değişmelerdir. Bu hamileliğin en erken belirtilerinden birisidir. Bir kadının hormon düzeyleri döllenme sonrası hızlı bir şekilde değişir. Bu değişmelerden dolayı memelerde şişkinlik, ağrı, sızlama meydana gelir. Memelerde hassasiyet oluşabilir ve daha dolu hissedilir. Meme ucu bölgelerinde koyulaşmalar meydana gelebilir.   Yorgunluk   Çok yorgun hissetmek hamilelikte normaldir. Bu hamileliğin erken belirtileri arasındadır. Döllenmeden 1 hafta sonra yorgunluk belirtileri oryaya çıkabilir. Yorgunluk nedeni progesteron hormonunun yüksek seyretmesinden kaynaklanır. Diğer nedenler ise kimi zaman düşük kan şekeri, tansiyon düşüklüğü ve artan kan üretimi olabilir.   Yorgunluk belirtilerine karşı bol dinlenmek önemlidir. Ayrıca protein ve demir açısından engin besinler tüketmek de hamilelikteki bu yorgunluğa iyi gelecektir. Mide bulantıları ( Sabah bulantıları ) Sabah bulantıları hamileliğin en ünlü belirtisidir. Hamilelikte sabah bulantılarının nedeni hormon seviyelerinin midenin boşalmasını yavaşlatmasıdır. Bu sabah bulantıları olarak adlandırılan mide bulantısına neden olur. Ayrıca günün herhangi bir zamanında da meydana gelebilir. Bu hamilelikteki hormonal değişmelerle ilgilidir. Etkileri güçlü de olabilir. Sabah bulantıları genelde hamileliğin 13. veya 14. haftasında etkisini azaltır. Bu mide bulantıları hamile kadınlarda kimi zaman beslenmeyi de olumsuz etkileyebilir. Fakat bebeğin anne karnında sağlıklı gelişmesi ve büyümesi için annenin iyi beslenmesi ve doğru besinleri tüketmesi gerekir. Bu konuda hekimin tavsiyelerini almak iyi olacaktır. Adet kanamasının gecikmesi veya durması Adet kanamsının gecikmesi veya durması hamileliğin en açık belirtilerindendir. Fakat bütün adet durması veya gecikmesi hamilelikten kaynaklanmaz. Ayrıca kadınlarda hamilelik sürecinde biraz kanama da olabilir. Bu kanamaları ne zaman normal ne zaman acil bir durum olduğunu bilmek önemlidir. Adet görmemek hamileliğin yanında çok fazla kilo almak ve çok fazla kilo vermekten de kaynaklanabilir. Hormonal sorunlar, bitkinlik, stres ise diğer olası nedenlerdendir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda da böyle bir sorun olabilir. Diğer hamilelik belirtileri Hamilelik hormonal dengede değişmeye neden olur. Hormonal dengede meydana gelen değişmeler hamilelikte aşağıdaki diğer belirtileri de ortaya çıkarır. Sık sık idrara çıkma: Çoğu kadın için bu durum hamileliğin başlangıcından sonra 6. – 8. hafta civarında başlar. Her ne kadar bu durum bir diyabet, idrar söktürücü ilaçların kullanımı, idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerden de kaynaklanabilse de hamilelik döneminde hormonal dengenin değişmesiyle idrar daha sık çıkma durumu oluşabilir. Kabızlık: Hamilelik süresince progesteron hormonunun oldukça yüksek bir düzeyde olması kabızlığa neden olabilir. Progesteron besinlerin bağırsaklardan daha yavaş atılmasına neden olabilir. Hamilelikte kabızlık sorununu hafifletmek için bol su içmek, egzersiz yapmak, lif oranı yüksek besinlerden tüketmek iyi gelecektir. Ruh halinde dalgalanmalar: Hamilelik döneminde yaşanan belirtilerden birisi de ruh halindeki dalgalanmalardır. Bu durum hamileliğin özellikle ilk 3 aylık döneminde olur. Bu durum hormonlardaki değişmelerle ilgilidir. Baş ağrıları ve sırt ağrıları: Hamilelik dönemindeki belirtiler arasında baş ağrılarıyla sırt ağrıları da vardır. Çoğu hamile kadın sıklıkla hafif düzeyde baş ağılarından şikayet ettikleri gibi kimi kadınlar da kronik bir sırt ağrısı çektiklerini ifade etmektedirler. Baş dönmesi ve baygınlık: Hamilelikte baş dönmesi ve baygınlık kan damlarlarındaki genişleme, düşük kan basıncı ve düşük kan şekeriyle ilgilidir. Hamile bir kadın yukarıda belirtilen hamilelik belirtilerinin hepsini yaşayabileceği gibi sadece birkaçını da yaşayabilir. Eğer bu hamilelik belirtileri oldukça sıkıntı verirse hekimle konuşarak bu sıkıntıyı hafifletmek için bir plan yapılabilir.
Emzirme

Meme Dolgunluğunu Hafifletmek İçin

Emzirme döneminde yaşanan sorunlardan birisi de meme dolgunluğudur. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız meme dolgunluğu yaşamanız emzirmenizde sorun oluşturur. Meme dolgunluğu bebeği doğum sonrasında geç emzirmeye başlama durumunda da ortaya çıkar. Daha doğumdan itibaren bebeklerini düzenli emziren kadınlarda meme dolgunluğu riski azdır. Diğer taraftan meme dolgunluğu sorunu genelde kısa sürede geçer. Aşağıdaki adımları uygulayarak meme dolgunluğunu hafifletebilirsiniz ve süt akışınızı sağlayabilirsiniz. Böylelikle yaşadığınız ağrı ve şişkinliği de hafifletebilirsiniz.   1. Emzirirken meme başınızın zarar görmemesi için meme başınızı ve areola bölgesini yumuşatın. Böyle yapmanız daha kolay bir emzirmeye fırsat verir. Meme uzunuzdan sızıntı oluyorsa emzirmeden önce birkaç dakikalığına ılık bir kompres uygulayın. Ellerinizi kullanarak veya bir pompayla bir miktar sütünüzü sağın.   2. Süt akımınızı canlandırmak için göğüslerinize nazikçe masaj yapın.   3. Meme dolgunluğunu hafifletmek için bebeğinizi daha sık emzirin veya bebeğinizi emzirmeyecekseniz göğüs pompasını kullanın.   4. Memede iltihaplanma var ise hekiminizin önerdiği anti iltihaplanma karşıtı ilacı kullanın. Hekime danışmadan ilaç kullanmayın. Aksi halde sizin ve bebeğiniz için güvenli olmayabilir.   5. Soğuk kompresi deneyin. Soğutulmuş ıslak bir havlu veya buz paketi uygulayın. Bunu gerektikçe 1 saatte 15 dk süreyle yapın. Fakat bunu uygularken çıplak tene uygulamayın. Teninizle soğuk kompres arasına ince bir kumaş koyun.   6. Sıkı sütyen kullanmaktan kaçının. Sıkı sütyen göğüslerinizdeki süt akışını yavaşlatabilir ve süt kanalınızı tıkayabilir.   7. Ilık duş alın. Bazen ılık ve soğuk duşu dönüşümlü kullanın.   8. Memede dolgunluk hissetseniz bile bebeğinizi mutlaka emzirmeye devam edin. Bebeğinizi anne sütünden mahrum bırakmayın. Bebeğinizi emzirmeniz meme dolgunluğunuzu hafifletecektir. Ayrıca sık emzirmek meme dolgunluğunun daha çabuk geçmesine yardımcı olur.
Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Lösemi Belirtileri

Lösemi çocuklarda en yaygın görülen kanser türlerinde birisidir. Buna çocukluk lösemisi de denilmektedir. Çocukluk lösemisi çoğu vakalarda ölümle sonuçlanmaz. Çoğu vakalarda başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Tedavide yüksek orada başarıya ulaşılabilmektedir.   Çocukluk lösemisi kemik iliğindeki beyaz kan hücrelerinin oluşumunu etkiler. Bu anormal hücreler sağlıklı hücreleri de etkileyerek kan yoluyla hareket ederler. Sonuç olarak vücudun virüslerle mücadele yeteneği zayıflar, çocuk çeşitli enfeksiyonlara, hastalıklara oldukça açık hale gelir   Çocukluk lösemisi belirtileri   Lösemiyi teşhis etmek zordur. Çünkü lösemi belirtileri yavaş ilerler ( Fakat akut lösemide durum farklıdır. Akut lösemide belirtileri aniden görülmeye başlanır ). Çünkü lösemi belirtiliri görülmeye başlandığında bu belirtiler diğer normal çocukluk hastalıkları ile karıştırılır. Çocuklarda lösemi belirtileri çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir.   Lösemi hücreleri trombosit, beyaz kan hücresi ve kırmızı kan hücresi üreten sağlıklı hücreler etrafında yerleşmişlerdir. Lösemi hücreleri vücudun diğer bölgelerine de yayılır. Çocukluk lösemilerinde genelde şu belirtiler görülür:   Yorgunluk: Çocukta kırmızı kan hücrelerinin azlığından dolayı ortaya çıkan kansızlık ( anemi ) çocuğun çok çabuk yorulmasına neden olur. Bunun sonucunda da çocukta ayrıca solgun bir cilt ve güçsüzlük görülür.   Ateş ve enfeksiyon: Çocukluk lösemisinde çocukta ateş görülür. Bu ateş düzenli bir ilaç teadvisiyle iyileşmez. Bu anormal lösemi hücrelerinden kaynaklanır. Vücut enfeksiyonlarla mücadele eksik kalır. Bu enfeksiyonların yol açtığı ateş oldukça inatçıdır.   Aşırı morluklar ve kanama: Lösemi vücuttaki an plateletlerini azaltır. Çocukta fazla miktarda küçük kırmızı morluklar görülebilir. Bu zarar görmüş kan damarlarının kanamsından kaynaklanır. Lösemili çocukta burun kanaması ve diş eti kanaması sıklıkla görülür.   Kemik ve eklemlerde ağrı: Çocukluk lösemisinin belirtilerinden birisi de kemiklerde ve eklemlerde ağrıdır. Çünkü lösemi hücreleri genelde kemik yüzeyinde ve eklemlerde yuvalanmışlardır.   Karında şişlik: Lösemi hastası çocukta karın bölgesinde şişlik görülebilir. Şişkinliğin olduğu yer aslında karaciğer ve dalaktır. Bu lösemi hücrelerinin bu bölgelerde yerleşmesinden kaynaklanır. Böylelikle karın bölgesinde şişlik oluşur.   Kilo ve iştah kaybı: Lösemili bir çocuk iştahını kaybedebilir. Böylece çocukta yavaş yavaş kilo kaybı olur.   Lenf düğümlerinde şişme: Çocukluk lösemisinde çocuğun lenf düğümlerinde sıklıkla şişme olur. Bu enfeksiyonlarla mücadeleden dolayı oluşur. Lenf düğümlerindeki şişme genelde bir enfeksiyonun belirtisidir.   Solunum sorunları ve öksürük: Çocukluk lösemilerinde solunum sorunları ve öksürük de görülür.   Kollarda ve yüzde şişme: Çocuğun kollarında ve yüzünde şişme olması tehlike işaretidir. Çocukta yaşamı tehdit eden ve hemen acil müdahale gerektiren bir durumdur. Bu superior vena kava ( svc ) sendromunun bir göstergesidir.   Nöbetler, baş ağrısı ve kusma: Lösemili çocuklarda nöbetler, baş ağrıları ve kusma da görülür. Baş ağrıları, bulanık görme, kusma ve nöbetler löseminin ilerlemiş olduğunun bir işaretidir.   Kanayan diş etleri: Lösemili çocukların diş etlerinde de kanamalar görülür.   Aşırı güçsüzlük. Lösemi hücrelerinin sayısı vücutta oldukça fazlalaştığı zaman beyinde küçük kan damarları etrafında kan akımı yavaşlar. Çünkü lösemi hücreleri kanı koyulaştırır ve bu da aşırı bitkinliğe ve güzsüzlüğe neden olur. Bu genelde nadir görülen bir belirtidir fakat çocukta lösemimin ilerlediğinin bir belirtisidir.
Bebeklerde Beslenme

Bebeklere Ne Zaman Yoğurt Yedirilebilir?

Bebeklerin ne zaman yoğurt yemeye başlayabileceği konusu ebeveynlerin kafasını karıştıran konulardan birisidir. Çünkü bu konuda farklı tavsiyeler yapılabilmektedir. Bu nedenle bebeğin ne zaman yoğurt yemeye başlayabileceği konusunu en iyi bebeğin hekimi bilecektir. Diğer yandan bu konuda birçok hekim bebeklere yoğurt yedirmek için 9-10 aylık olduğu zamanların uygun olduğunu bildirmektedir. Bununla birlikte yapılan son araştırmalara göre 6 ay gibi erken bir dönemde bebeğe sade, tam sütten yağılmış yoğurt verilebileceğini tavsiyeden hekimler de vardır. Tabi bebeğin aile geçmişinde alerji geçmişi varsa bunu da dikkate almak önemlidir. Bu nedenle 6. ayda sonra yani bebek ek besinleri almaya başladıktan sonra bebeğe yoğurt yedirmek için öncelikle bebeğin hekimiyle görüp onayını almak gerekir.   Hangi yoğurt bebek için uygundur?   Bebekler için yoğurt seçimi yaparken bebekler için üretilmiş olmasına dikkat etmek gerekir. Bu konuda birçok yoğurt markası bebekler için özel ürün üretmektedir. Ayrıca bebeklere verilecek yoğurtlarda tam sütten yapılmış yoğurt tercih edilmelidir. Tam süt yağ içeriğiyle bebek için daha besleyicidir ve bebeğin uygun gelişimi için faydalıdır. Evde de bebek için oldukça sağlıklı yoğurtlar da yapılıp bebeğe yedirilebilir.   Hangi meyve ve sebzeler bebeğe yoğurtla birlikte verilebilir?   Bebeğe yoğurt verirken onu gelişimini desteleyecek şekilde diğer besleyici meyve ve sebzelerle de karışım yapılarak daha besleyici ve sağlıklı karışımlar elde etmek mümkündür. Örnek olarak: Elma, şeftali, muz, avokado, tatlı patates, bal kabağı, yeşil fasulye ve armut. Bunlar püre halinde yoğurtla karıştırılarak bebeğe verilebilir.   Yoğurt neden 1 yaşından önce bebekler için uygun.? İnek sütü neden uygun değil?   Bunun nedenlerini şöyle belirtmek mümkündür:   1. İnek sütü her şeyden önce ilk 1 yıl, anne sütü ve formül besin kadar bebek açısından besleyici değildir ve bebeğin ihtiyaçlarını tam karşılamaz. Bu nedenle bebeklere ilk 1 yıl anne sütü veya formül besin yerine inek sütü verilmesi tavsiye edilmez.   2. Yoğurt bebeklere ilk 1 yıl için verilen sadece destek bir besindir. Yani anne sütü veya formül besinin yerine verilmez. Yoğurt sadece 6. aydan sonra bebek ek besinleri almaya başladıktan sonra, bebeğin hekiminin onayı da alındıktan sonra, bebeğe destek bir besin olarak verilir. Bebeğin beslenmesi desteklenir. Yani anne sütü ve formül besinin yerini tutmaz.   3. İnek sütü ilk 1 yıldan önce bebekler alerjiye yol açabildiği bilinen bir besindir. Bebek inek sütündeki proteinlere alerji gösterebilir. Çünkü sindirim sistemleri henüz tam gelişmemiştir. Besin alerjisi riskinden dolayı inek sütü ilk 1 yıl bebeklere verilmez. Yoğurt ise inek sütündeki proteinler yıkılarak bir kültürleme işlemine tabi tutulur. Peynir de yoğurt ile aynı şekilde işleme tabi tutulur. Yoğurt ve peynir bebek için harika bir protein kaynağıdır ve sindirimi kolaydır.
Doğum

Ölü Doğum Nedenleri

Ölü doğum nedir?   Ölü doğum gebeliğin 20. haftasından sonra bebeğin ölü olarak dünyaya gelmesidir. Bebeğin gebeliğin 20. haftasından önce kaybı ise düşük olarak adlandırılmaktadır.   Ölü doğum oranı 1/200 dür. Normal olarak görülen gebeliklerde bile ölü doğumlar olabilir. Ölü doğum elbette ki ebeveynler için oldukça yıkıcı olabilir.   Ölü doğum yapan kadınların çoğu bir sonraki gebeliklerinde sağlıklı bir bebeğe sahip olabilmektedir. Eğer ölü doğum kromozomal bir sorundan veya göbek bağı sorunundan kaynaklanıyorsa tekrar olma şansı düşüktür. Eğer annedeki bir kronik hastalıktan veya genetik bir sorundan kaynaklanıyorsa tekrar ölü doğum riski yüksektir. Ölü doğum yaptıktan sonra bir sonraki gebelikte başarı sansı ortalama olarak %90 dan fazladır.   Ölü doğum yapma nedenleri nelerdir?   Bütün vakaların hemen hemen yarısında ölü doğum nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat ölü doğum nedenlerinin genelde şunlar olduğu düşünülmektedir:   1. Doğum kusurlarının olması 2. Göbek bağı sorunları 3. Plasenta ile ilgili sorunlar 4. Annedeki bir diyabet, yüksek tansiyon, preeklampsi ( gebelikte olan yüksek tansiyon ) gibi sorunlar. 5. Rahim için gelişme geriliği. Bu bebek için bir risk oluşturur. Bu durumda bebeğin beslenme eksikliğinden kaynaklana bir ölüm riski doğar. 6. Şiddetli beslenme eksikliği 7. Gebelikte enfeksiyonlar 8. Pestisit, karbonmonoksit gibi çevresel etkenlere maruz kalma 9. Aile geçmişinde kan pıhtılaşmasıyla ilgili bir sorun olması   Ölü doğum için risk faktörleri   Eğer aşağıdaki durumlar sizde varsa ölü doğum yapma açısından riskli bir grupta yer almaktasınız.   1. Bir önceki gebelikte ölü doğum yapma 2. Alkol veya yasaklı madde bağımlılığı 3. Sigara içmek 4. Obezite 5. 15 yaşından küçük olmak veya 35 yaşından büyük olmak
Anket
Bebeğinize ek besinleri ne zaman vermeye başladınız?
E Bülten
Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Lütfen Bültenimize Kayıt Olunuz.
Ad Soyad
:
E mail
: