En Son Yorumlar
Bebeğin Uykusu

Bebek Uyku Pozisyonu

Bebeklerde uyku pozisyonu önemli bir konudur. Fakat birçok zaman ebeveynler bu konuya gerekli özeni göstermemektedir. Ne var ki bebeklerin uyku pozisyonu ile ilgili yapılan araştırmalar ve birçok yaşanan vakalar bu konuyu önemli hale getirmektedir.   Bebeklerin uyku pozisyonu neden önemlidir?   Bebeklerin uyku pozisyonu bebekte ani bebek ölümü sendromu riskini azaltmak için önemlidir. Çünkü maalesef bebekler yataklarında yanlış uyku pozisyonundan dolayı solunum sorunu yaşama ve böylelikle de ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Ani bebek ölümü sendromu özellikle ilk birkaç aylık bebekler için bu anlamda daha riskli bir hal alır.   Bebekler için en iyi uyku pozisyonu hangisidir?   Bebekler için en iyi uyku pozisyonu sırt üstü uyku pozisyonudur. Yani bebeği sırt üstü uyutmak diğer pozisyonlara göre daha güvenlidir. Yüz ütü veya yan tarafına doğru yatırılan bebeklerde ani bebek ölümü riski daha yüksektir.   Bebeğin uyku güvenliği için başka ne yapmalı?   Bebeklerde uyku pozisyonu dışında bebeğin uyku güvenliği için başka önlemler de alınmalıdır. Örneğin çok gevşek yataklar, bebeğin uyku yüzeyinin çok yumuşak olması, bebeğin yatağında kalın battaniyeler, yumuşak tüylü oyuncaklar v.b.  şeylerin olması bebeğin uykusu için risk teşkil eder ve bebeğin solunumunu engelleyebilir. Ayrıca bebeğin uyurken sıcaklığın çok artmasına ve bebeğin fazla ısınmasına yol açabilirler. Bebeğin odasında sigara içilmesi de bebekte uyku sırasında ölüm riskini artıran bir etkendir.
Bebek Sağlığı

Bebeklerde Besin Alerjisi

Bebeklerde en sık görülen alerji türlerinden birisi de besin alerjisidir. Bebeklerin sindirim sistemlerinin henüz tam olarak gelişmemesinden dolayı 6. aydan önce katı besinler besin alerjisi riskini artırır. Fakat ilk 6 ay boyunca bebeği sadece anne sütüyle beslemek besin alerjisi riskini azaltan bir etken olarak bilinmektedir. Kimi ebeveynler bebeklerini 6. aydan önce de katı besinlere başlatma eğilimindedir.   Yapılan araştırmalar ve uzman görüşleri bebeğe katı besinleri vermeye başlamak için ilk 6 ayı beklemek yönündedir. Anne sütü bebeğin ilk 6 ayı boyunca beslenme ihtiyaçlarını karşılar. Normal şartlar altında bebek anne sütüyle yeterince beslendiği zaman ek bir besine ihtiyaç duymaz. 6. aydan sonra ise anne sütünün aynında katı besinlere de geçiş başlar.   Besin alerjisi belirtileri nelerdir?   Bebeklerde besin alerjisinde genelde aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir.   Kurdeşen Ciltte şişme Solunum zorluğu Egzama Kusma İshal   Ayrıca kimi bebeklerde besin alerjisi çok şiddetli bir şekilde yaşanabilir ki bu bebeğin yaşamını tehdit eden bir düzeye gelebilir. Buna anaflaktik şok denir.   Hangi besinler bebeklerde alerji yapabilir?   Bazı besinler vardır ki bu besinlerin bebeklerde alerji yaratma riski daha fazladır. Bebek katı besinleri almaya başlasa bile bebeğin bazı alerji yaratabilecek besinleri alması alerji riskini artırabilir. Bebeklerde genelde yumurta, bal, inek sütü fıstık ezmesi, ağaç yemişleri, balık ( ton balığı, alabalık, morina ) ve kabuklu deniz ürünleri ( ıstakoz, karides, yengeç ) alerjiye yol açabilmektedir.   Bebekte besin alerjisini önlemek   Bebeklerde besin alerjisini önleme konusunda ilk 6 ay boyunca anne sütüyle beslenmesi önemli bir konudur. Eğer bebek mama ile besleniyorsa hipoalerjenik etkisi olan mamalar tercih edilmelidir. İlk bir yıl yukarıda belirtilen olası alerjenik besinleri bebeğe vermemekte fayda vardır.   Aslında herhangi bir besin bebekte alerjiye neden olabilir. Bu nedenle bebeği katı besinlerle tanıştırırken bu besinler bebeğe derece derece verilmelidir. Bir besin bebeğe ilk defa verildikten sonra bebeği bu besine nasıl tepki verdiğini görmek için 3 gün kadar beklenmelidir. Bu zaman zarfında eğer herhangi bir yan etki gelişmiyorsa bebeği bir başka yeni besinle tanıştırmakta bir sakınca yoktur.   Ayrıca bebeğin bir besine alerjisi varsa bu besini bebeğe vermekten kaçınmalı ve içine de bu besinden bulunan başka besinleri e vermemek gerekir. Örneğin fıstığa alerjisi varsa içinde fıstık bulunan yiyeceklerden kaçınmak gerekir.   Besin alerjisinde risk faktörleri   Aşağıdaki risk faktörleri bebekte besin alerjisi riskini artırmaktadır.   Bebekte astım, egzama gibi başka alerjik sorunların olması Bebekte bir mamaya veya bir besine alerji olması Aile üyelerinin birinde daha önce besin alerjisi, astım, egzama gibi bir sorununun yaşanmış olması
Hamilelikte Beslenme

Hamileler İçin Folik Asit Kaynağı En İyi Besinler

Folik asit hamilelik döneminde kritik vitaminlerden birisidir. B kompleks vitaminleri arasında yer alır. Hamilelikte yeterli folik asit alınması bebeklerde spina bifida gibi doğum kusurlarının oluşması riskini azaltır. Folik asit yetersizliği bebeğin doğum kusuru ile doğmasına yol açabilir. Hamileler folik asiti besinler yoluyla ve destek vitamin yolu  ile alabilirler. Folik asit içeren en iyi besinler şunlardır:   Hamilelikte Folik Asit Neden Önemli?   Sığır eti   Sığır eti folik asit açısından zenin bir ettir. 90 gr kadar sığr etinde 215 mcg ( mikrogram ) folik asit vardır. Hamile kadınların günde en az 400 mcg folik asit almaları tavsiye edilir.   Fasulyegiller   Fasulyegiller sınıfına giren besinler de harika bir folik asit kaynağıdır.  Anne karnındaki bebeğin gelimini iyi desteklerler. Kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek tüketilebilecek iyi folik asit kaynaklarıdır.   Meyveler   Folik asit düzeyi oldukça yüksek meyveler vardır. Hamile kadınların bu meyvelerden yemeleri gerekir. Örneğin portakal harika bir folik asit kaynağıdır. Özelikle portakal suyu içilmesi önerilir. 1 büyük bardak portakal suyunda 35 mcg folik asit bulunur. Papaya da oldukça fazla folik asit içerir. Yarım kase papaya 27 mcg folik asit içerir. Orta boy bir muz ise 24 mcg folik asit içerir. Kavun ise ortalama 14 mcg folik sit içerir.   Sebzeler   Folik asit içeren besinleri listelerken sebzeleri de unutmamak gerekir. Folik asit oranı yüksek olan birçok sebze vardır. Yeşil bezelye, ıspanak ve diğer yeşil yapraklı sebzeler folik asit zenginidir. Karnabahar, kuşkonmaz ve brokoli de oldukça iyi bir folik asit kaynağıdır.   Yarım kase kadar ıspanak 131 mch folik asit sağlar.4 adet kuşkonmaz ise 89 mcg folik asit içerir. Yarım kase kadar Brüksel lahanası ise 78 mcg folik asit içerir. 1 kase rendelenmiş marul 64 mcg folit asit sağlar.
Çocuk Sağlığı

Çocuğunuzda Astımı Önlemek İçin

Çocuğunuzda astıma yol açabilecek birçok etken bulunur. Genetik faktörler, çevresel koşullar ve yaşam şekli v.b. etkenler astımı tetikleyebilir. Fakat bir ebeveyn olarak alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzda astım riskini azaltabilirsiniz. Çocuğunuzda astım riskini azaltmak veya astımı önlemek için aşağıdaki önlemleri almaya çalışın:   1. Çocuğunuzun evde toz akarlarına maruz kalmasını sınırlayın. Çocuğunuzun yatak örtüleri toz akarları için ideal bir yerdir. Yatak örtülerini sık değiştirin ve sık yıkayın. Evinizde mümkün olduğunca veya çocuğunuzun odasında halı kullanmayın. Odasında mümkün olduğunca peluş oyuncak bulundurmayın. Ağır kumaş perdeler yerine jaluzi kullanmayı deneyin.   2. Çocuğunuzu sigara dumanından uzak tutun. Ev içinde mümkün olduğunca sigara içilmesine izin vermeyin. Sigara dumanı çocuğunuzun akciğerlerini tahriş ederek astımı tetikleyebilir.   3. Çocuğunuzu mümkün olduğunca hava kirliliğinden uzak tutun. Kirli havalar çocuğun akciğerlerini tahriş eder ve astım gibi solunum sorunlarına neden olur. Hava kirliliğinin yüksek olduğu zamanlarda çocuğunuzu mümkünse dışarı çıkarmayın.   4. Evde şömine veya soba kullanmaktan kaçının. Şömine ve soba dumanı çocuğunuzun solunum yollarını tahriş edebilir.   5. Eğer evinizde evcil hayvan besliyorsanız ve çocuğunuzsa buna karşı bir alerji gelişirse mümkün olduğunca hayvanı dışarıda veya bu mümkün değilse en azından balkonda tutmaya çalışın.   6. Evinizdeki küflü yerlerin bakımını yapın ve küfü azaltın. Banyoda duş yaparken ve yaptıktan sonra mümkünse pencereleri açın. Mutfakta yemek yaparken mutfağı her zaman iyi havalandırın. Pencereleri açın. Evdeki nem düzeyini %35 – 50 arasında tutmak i,çin mümkünde nem azaltıcı cihaz veya klima kullanın. Musluk tesisatındaki su sızıntılarını tamir edin. Su sızıntıları küf oluşmasına neden olabilir. Su ve sabun kullanarak küflü yerleri temizleyin.
Bebek Sağlığı

Bebeklerde Dil Gelişimi

Dil ve konuşma gelişimi çocuğun ilk 3 yıllık döneminde oldukça yoğun bir şekilde olur. Çocuk bu süreçte sürekli olarak konuşmalara ve seslere maruz kalır ve birçok şeyi gözler. Bu süreçte böylelikle bebek kendi dil becerilerini geliştirir. Bebeklerin dil gelişimleri her ne kadar benzer bir süreci takip etseler de hepsi aynı gelişim düzeyinde olmayabilir. Kimi çocuklar daha erken yaşta konuşmaya başlayabilir, kimisi de daha geç bir yaşta konuşabilir. Kimisinin kelime dağarcığı diğerlerine göre daha fazla veya eksik olabilir.   Çocukların dil gelişimleri aylara göre aşağıdaki gibidir:   0 – 3 ay arası   Bebek doğduktan sonra annesinin sesini tanıyabilir. Bebeğin ağlaması annesiyle ilk kurduğu iletişim şeklidir. Bebeğin ağlamaları bir rahatsızlığı ve huzursuzluğu olduğunu gösterir. Bebek ağlaması sonucunda sorunu giderildiği zaman ağlamanın işe yaradığını öğrenir. Bebekler 3 aylık süre zarfında sesleri ve dilin yapısını anlamaya başlar. Dili, dudakları ve çenesi olgunlaştıkça dil gelişimi daha da hızlanır ve sesleri taklit etmeye başlar.   4 – 6 ay arası   Çoğu bebek 6 aydan itibaren kendi diline ait temel sesleri tanıyabilir. Dili, damağı ve ses telleri gelişmeye devam eder. Ünlü ve ünsüz sesleri daha iyi kombine edebilir. Hatta baba, anne gibi çok temel birkaç kelimeyi beli belirsiz söyleyebilir. Fakat bebek bu söylemeye çalıştığı bu kelimelerin ne alma geldiklerini ancak 12 aylık civarında kavrayabilir.   7 – 12 ay arası   Bebek bu aylar arasında çevresinde duyduğu konuşmaları taklit etmeye çalışır. Düzenli konuşma ritmi ve tonlamaları yakalamaya çalışır. 1 yıldan itibaren çoğu bebek birkaç kelime söylemeyi öğrenmiştir. 12 aylık olduklarında bebekler muhtemelen basit komutları anlayabilir.   Bebeğin dil gelişiminde ebeveynlerin rolü   Dil gelişimini hızlandırmak için bebeğinizle mümkün olduğunca çok konuşun. Çünkü bebekler dinleyerek konuşmayı öğrenirler. Nesneleri işaret ederek ona isimlerini söyleyin, bir şey yaparken ne yaptığınızı anlatın. Onunla oyun oynayın ve oyun sırasında onunla konuşun. Bebeğinize sorular sorun. Ayrıca bebeğiniz size cevap vermeye çalışırsa onu dinleyin. Böylelikle kendi kelimelerinin gücünü anlayacak ve konuşmaya motive olacaktır.
Güzellik ve Bakım

Pürüzsüz Bir Cilt İçin Vitaminler

Tükettiğiniz besinler sizi içten olduğu kadar dışınızdan da etkiler. Pürüzsüz ve temiz bir cilde sahip olmak için besinlerin iyileştirici ve önleyici gücünü hafife almamalısınız. Örneğin sebze ve meyveler cildinizin sağlıklı ve güzel kalması için hayati önemde vitamin ve mineraller içerir. Aynı zamanda sebze ve meyveler sindirim sisteminizi de iyi temizler ve iyi çalışmasına yardımcı olurlar.   Sağlık için olduğu kadar cildinizin sağlığı ve pürüzsüzlüğü için önemli olan vitaminler ve mineraller şunlardır:   A vitamini   A vitamini cildinizin sağlığı ve gelişimine yardımcı olur. Güçlü bir antioksidan özelliği vardır. Bu yönüyle A vitamini cildi serbest radikallerden korur ve temizler. A vitamini cildin erken yaşlanmasını önler. Ciltte sebum üretimini azaltmaya yardımcı olur. Ciltteki akne gibi oluşumların en temel nedeni ciltteki aşırı sebum üretimidir.   E vitamini   E vitamini de aynı A vitamini gibi vücuttaki serbest radikallerle mücadelede rol oynar. Önemli bir antioksidan vitamindir. E vitamini sık sık güzellik ürünlerinde kullanılmaktadır.   B kompleks vitaminleri   B komplex vitaminleri hücrelerin yenilenmesi için gerekli olan 7 farklı vitamini içermektedir. B1 ve B3 vitaminleri cilt sağlığı için gerekli olan kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur. B2 vitamini cilt, saç ve tırnakların sağlıklı gelişimi için faydalıdır. B2 vitamini eksikliğinde ciltte yağlanma, ağız çevresindeki cilt bölgesinde çatlamalar gibi sorular oluşur. B5 vitamini hormon üretimini düzenler, strese iyi gelir. Bilindiği gibi bu etkenler ciltte sorunlar oluşmasına yol açabilmektedir. B6 vitamini eksikliğinde ciltte kuruma ve çatlaklar, egzama ve pigmentasyon sorunları oluşabilir.   C vitamini   C vitamini ciltte kolajen üretimi için gereklidir. Kolajen cilde elastikiyetini veren ve ciltte bulunan bir proteindir.   Beta karoten   Beta-karoten serbest radikallerin cilde vereceği zarar karşı mücadele eder.   Silika ( silikon dioksit)   Silika saç ve cilt gibi bağ dokularında bulunan bir mineraldir. Vücutta tırnak, saç ve cilt sağlığı için bulunması gereken bir mineraldir. Vücudun kolajen üretimine de katkı sağlar.     Çinko   Çinko minerali ciltte iltihaplanma ve alevlenmeleri önlemeye yardımcı olur. Çinko ayrıca yara izlerinin kapanmasına ve cildin daha çabuk iyileşmesine katkı sağlar.
Anket
Bebeğinize ek besinleri ne zaman vermeye başladınız?
E Bülten
Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Lütfen Bültenimize Kayıt Olunuz.
Ad Soyad
:
E mail
: