En Son Yorumlar
Lohusalık Dönemi

Doğum Sonrasında Kilo Vermek İçin

Hamileliğiniz süresince normal olarak kilo aldınız. Doğal olarak da doğum sonrasında en çok düşündüğünüz şeylerden birisi de muhtemelen aldığınız bu kiloları doğum sonrasında geri vermek. Fakat doğum sonrasında kilo verme sürecinizi dikkatle ele almanız gerekir.   Doğum sonrasında kilo vermek için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:   1. Doğum sonrasında kilo verme sürecini öncelikle hekiminizle görüşün. Hekiminiz size kilo verme çalışmalarına ( egzersiz v.b. ) ne zaman başlayacağınızı belirtecektir. Egzersiz için bir maniniz yoksa hekiminiz ilk olarak pelvik tabanınızı güçlendirmeye yönelik Kegel egzersizlerini önerecektir. Kegel egzersizleri doğum sonrasındaki iyileşmenize de yardımcı olacak ve diğer egzersizler için hazırlık teşkil edecektir.   2. Doğum sonrasında kendinizi rahat hissetmeye başlayınca yürüyüşlere de başlayabilirsiniz. Her ne kadar doğum sonrasında ağır egzersizler sizin için şu an uygun olmasa da kilo verme çalışmalarınıza yürüyüş yaparak başlayabilirsiniz. Vücudunuzun alt ve üst kısımlarına yönelik egzersizler konusunda hekiminize danışın. Yürüyüş egzersizlerinde ise kendinizi fazla yormayın ve yorgun veya bir ağrı hissettiğiniz zaman yürüyüşü bırakın.   3. Doğum sonrasında kilo vermek için diyetinizi tekrar bir gözden geçirin. Diyet alışkanlıklarınızı kilo vermenizde başarı düzeyinizi etkileyecektir. Her gün 5 – 6 küçük öğün tüketin. Bu metabolizmanızı daha da hızlandırır. Her öğünde temel gıda ürünlerinden mutlaka tüketin. Sebze, meyve, tam tahıllar bunları asla atlamayın. Her öğünde karbonhidratlar, proteinler ve sağlıklı yağları içeren bir diyet uygulayın. Lif oranı yüksek besinlerden bol tüketmeniz kilo vermenize yardımcı olacaktır. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız sütünüzün yeterli miktarda ve kalitede olması da gerekiyor. Bu nedenle hekiminizle ve uzman bir diyetisyenle bir diyet planı oluşturun.   4. Kendi rutininizi oluşturun. Ağırlık kaldırma ve aerobik egzersizler gibi ağız egzersizler için hazır olduğunuzda egzersiz programınızı bebeğinizin bakımını aksatmayacak şekilde ayarlayın. Ayrıca hem bebeğinizden ayrılmadan hem de bebeğiniz yanınızdayken egzersiz uygulayabilirsiniz.  Doğum sonrasındaki egzersiz programınız veya günlük düzeniniz asla bebek bakımınızı 2. plana itmemelidir.   5. Doğum sonrasında kilo verirken sağlıklı bir kiloda olmayı hedefleyin. Çok hızlı ve çok fazla kilo vermeniz vücudunuz için sağlıksızdır. Çok kısa zamanda fazla kilo vermektense kilo vermeyi bir sürece yayın. Ayrıca normal kilonuzu hedefleyin.
Bebek Bakımı

Ağlayan Bebeği Sakinleştirmek İçin Yöntemler

Ağlayan bebeğinizi sakinleştirmek için deneyebileceğiniz birçok yöntem bulunuyor. Aşağıdaki yöntemler genelde en sık kullanılan yöntemlerdir. Bu yöntemleri kullandıkça bebeğinizi sakinleştirme konusunda daha tecrübeli olacaksınız.   Bebeği beslemek   Bebekler ihtiyaçlarını ağlayarak dile getiriler. Örneğin acıkırlarsa bunu ağlayarak anlatırlar. Bebeğinizin ağlamasının nedeni acıkmış olması olabilir. Eğer bebeğinizi 2 – 3 saatten daha uzun süre emzirmediyseniz acıktığı için ağlıyor olabilir. Öte yandan bazı bebeklerin daha kısa sürede de acıkabileceğini unutmayın. Bebeğinizin karnını doyurun.   Bebeği kundaklamak   Bebeği kundaklamak bebeği sakileştirme konusunda çok eski zamanlardan beri uygulana bir yöntem. Kundaklanan bebekler kendilerini güvende hissederler. Bebeler kendilerini güvende hissetmediklerinde ağlayabilir ve huzursuzluk duyabilirler. Kundaklama yoluyla bebek kendini daha güvende hissedecek, rahat ve huzurlu olacaktır. Fakat bebekleri çok uzun sürelerle kundaklamanın da bazı risklerinin olduğu bilinmektedir. Uzun süre kundaklanan bebeklerde kalça çıkığı riski artmaktadır.   Bebeğim pozisyonunu değiştirmek   Eğer ağlayan bebeğiniz kundaklama ile sakinleşmediyse bebeğinizin pozisyonunu değiştirin. Bebeğinizi yüz üstü tutmayı deneyin. Kollarınızla bebeğinizin göbek kısmından tutun ve yüz üstü pozisyonda tutun. Yüz üstü pozisyonda durması bebeğinizi sakinleştirebilir. Çünkü bu şekilde kollarınızla bebeğinizin göbek bölgesine yaptığınız basınç eğer bir gaz sorunu varsa rahatlamasına yardımcı olacaktır.   Tekrarlayan sesler   Bebekler tekrarlayan seslerden hoşlanırlar. Tekrarlayan seslere çamaşır makinesi sesi, fön makinesi sesi gibi sesleri örnek verebiliriz. Televizyon ve radyo sesi de yardımcı olur.   Emzik   Bebeklerde güçlü bir emme duygusu vardır. Emme davranışı bebeklerin hoşuna gider ve onları rahatlatır. Örneğin ağlayan bebeğinizi susturmak ve sakinleştirmek için ona bir emzik verebilirsiniz. Ayrıca emziğin bebelerde ani bebek ölümleri sendromunu önlemeye yardımcı olduğunu da belirtmek gerekir.   Bebeğe pişş pişş yapmak   Ağlayan bir bebeği sakinleştirmek için kulağına yakın bir şekilde sakince ve nazikçe pişş pişş yapmak yardımcı olabilir.   Bebeği gezdirmek   Bebekler hareketten hoşlanırlar. Eğer bebeğiniz ağlıyorsa bebeğinizi evde kucağınızda dolaştırın veya dışarıda gezdirin. Sallana bir sandalyede birlikte oturmayı deneyin. Ya da arabada gezdirin. Fakat bebeğiniz asla yalnız bırakmayın. Hareket halindeyken bekler daha sakin olur.   Bebek masajı   Masajın bebek için oldukça faydaları vardır. Masaj yoluyla ten teması bebeğin sakinleşmesine ve kendini daha rahat hissetmesine yardımcı olur. Masaj bebeğin daha az ağlamasına ve daha iyi uyumasına imkan sağlar. Bebeğiniz çıplakken nazikçe ve yavaşça masaj yapmayı deneyin. Bacaklarına, kollarına, sırtına, göğüs bölgesine, karnına ve yüzüne masaj yapın.   Geğirtmek   Ağlayan bebeğiniz çok fazla hava yutmuş olabilir. Hava yutması onda gaz sancısına yol açabilir ve oldukça rahatsız edici olabilir. Sırt üstü yatırarak sırtına hafif dokunuşlarla geğirmesini ve gazını çıkarmasını sağlayarak onu sakinleştirebilirsiniz. Bunun için klasik pozisyon bebeğinizi omuz bölgenizde tutarak sırtına hafifçe tekrarlı bir şekilde dokunmaktadır. Ya da bebeğinizi dizlerinizde yüz sütü uzatma pozisyonu da uygundur.   Hekime danışın   Bebeğiniz hiçbir şekilde sakinlemiyorsa bir sağlık sorunu olabilir. Bu nedenle bebeğinizi hekime göstermeniz gerekir. Tabi bazı bebeklerin diğerlerine göre ağlamaya daha yatkın olduklarını da bilmeniz gerekir. Diğer yandan eğer bir sağlık sorunundan şüpheleniyorsanız veya bebeğinizde bir ağrı veya onu rahatsız eden fiziksel bir durumda şüpheleniyorsanız hekime gösterin.
Hamilelik Sorunları

Gebelikte Yaşanan Komplikasyonlar

Her gebelikte çeşitli komplikasyonların yaşanma riski vardır. Fakat gebeliklerin çoğu da sorunsuz yaşanmaktadır. Bu gebelik komplikasyonlarında sorunların erkenden farkına varmak ve gerekli müdahale ve tedaviyi yaptırmak önemlidir. Gebelikte yaşanan komplikasyonlar genelde şunlardır:   Gebelik diyabeti   Gebelik diyabeti gestasyonel diyabet veya gebelik şekeri olarak da bilinmektedir. Bütün gebeliklerin ortalama %3-6 arasında gebelik diyabeti sorunu yaşanmaktadır. Gebelik diyabetinin en temel nedeni pankreasın istenilen düzeyde insülin üretememesidir. Bu da yüksek düzeyde glukozun açığa çıkmasına yol açar. Gebelik diyabeti genelde gebelik sonrasında ortadan kaybolur. Gebelik diyabetinde gerekli tıbbi kontroller yapılırsa, kan şekeri düzenli kontrol edilirse ve düzenli egzersizle de kontrol altına alınırsa endişe edilecek pek bir durum yoktur. Fakat bazı gebelik diyabeti yaşayan hamile kadınların her gün insülin iğnesi olmaları gerekebilir.   Dış gebelik   Gebelik komplikasyonlarından birisi de dış gebeliktir. Gebeliğin anne rahminde değil de rahim dışında oluşmasıdır. Yumurtanın döllenmesi fallop tüpünde oluşur. Buna dış gebelik veya diğer bir adıyla ektopik gebelik denir. Dış gebeliğin en belirgin belirtileri aniden ortaya çıkan şiddetli bir karın ağrısı ve vajinal kanamalardır. Mide bulantısı, kusma, halsizlik, baygılık hissi, bayılma, nabızda düşme gibi belirtiler de görülür. Dış gebelik ciddi ve anne adayının hayatını tehdit edebilecek bir durumdur. Bu nedenle dış gebelikte acil müdahale gerekir.   Erken doğum   Ortalamaya göre her 10 bebekten 1 tanesi 20 gebelik haftasından sonra ve 37. gebelik hastasından önce doğmaktadır. Bu dönemler arasında olan doğumlar erken doğum olarak adlandırılır. Erken doğum vakalarının hemen hemen yarsında herhangi bir neden saptanamamaktadır. Diğerlerinde ise başta gelen nedenlerden birisi enfeksiyonel nedenlerdir. Örneğin idrar yolu enfeksiyonu ve vajinal enfeksiyonlar erken doğum riskini artırmaktadır.   Düşük ağırlıklı bebek   Anne karnındaki fetusun incelemelerde düşük ağırlıklı olması bir komplikasyon olarak kabul edilir. Burada anne adayının daha iyi yemesi tavsiye edilmektedir. Anne adayı iyi beslendiği zaman bu bebeğin de kilosunu olumlu etkiler. Eğer bebekte başka bir sorun varsa bu kan testi ve ultrason testi ile öğrenilebilir. Tabi bunların yanında anne adayının bebeğin doğum kilosunu olumsuz etkileyecek, düşük ağrılıklı doğmasına neden olan sigara içmek gibi alışkanlılardan vazgeçmesi de gerekir.   Preeklampsi   Preeklamspi gebelikte görülen bu döneme has bir tür yüksek kan basıncı ( yüksek tansiyon ) durumudur. Kronik yüksek tansiyondan farklı bir durumdur. Gebeliklerin yaklaşık %10 unda preeklampsi durumu görülebilmektedir. Preeklamside en temel belirtiler yüksek tansiyon, idrarda fazla miktarda protein ve yüz, el, bilek, bacak ve karın bölgesinde şişmedir. Bir hamile kadında preeklampsi durumu gelişirse anne adayının daha yakından takibi gerekir. Çünkü durum anne karnındaki bebeği de tetikleyebilir Erken doğum, epilepsi, serebral palsi, duyma ve görme sorunları riskini artırır. Bu sorun genelde gebelik sonrasında son bulur.   Düşük yapma   Gebelik komplikasyonlarından belki de en hüzünlü ve yıkıcı olanlarından birisi de düşük yapmaktır. Bu durum özelikle anne adayı için psikolojik yönden oldukça etkileyici olabilir. Bazı anne adayları bu tür gebelik kayıplarıyla baş edememektedir. Bu nedenle hamilelikte düşük vakalarında anne adayının profesyonel olarak psikolojik destek alması da gerekir.   Vajinal kanamalar   Gebelik döneminde yaşanan kanamalarda hemen bir hastaneye giderek tıbbi yardım almak gerekir. Gebelikteki kanamalar bir soruna işaret edebilir. Kanamalar bir düşük belirtisi de olabilir.   Plasenta previa   Plasenta previa plasentanın bebeğin doğum kanalı üzerinde yerleşip, burayı tıkamasına verilen addır. Plasenta previa vakası hamileliklerin 3. döneminde her 200 hamilelikten 1 tanesinde görülebilmektedir. Çoğul gebelik yaşayanlar, daha önce sezaryen doğum yapanlar, daha önce yine plasenta previa durumunu yaşayanlar ve 35 yaşından sonra hamile olanlarda bu sorun daha çok görülür.
Hamilelikte Sağlık

Hamilelikte Düşük Nedenleri ve Belirtileri

Hamilelikte düşük 20. gebelik haftasından önce gerçekleşen hamilelik kayıplarına denir. Çoğu düşük vakaları kimyasal gebelik nedeniyle olur. Kimyasal gebelikler bir gebelik gebe kaldıktan kısa bir süre sonra sonlandığında olur ve birçok kadın hamile olduklarının bile farkında olmayabilirler.   Hamilelikte düşük belirtileri nelerdir?   Düşük belirtileri genelde bebek hareketlerinde azalma, vajinal kanama, sırt ağrıları ve vajinadan mukus akıntısı şeklinde olur. Eğer bu belirtiler varsa hemen hekimle bağlantı kurulmalıdır.   Hamilelikte düşük nedenleri nelerdir?   Hormonal nedenler: Hamilelikte yaşanan düşük vakalarının hormonal nedenleri bulunmaktadır. Hormonal problemler genelde 10 gebelik haftasından önce gerçekleşen düşük vakalarında olur. En yaygın hormonal neden düşük progesteron düzeyidir. Düşük progesteron düzeyi sıklıkla ölü bir gebeliğin göstergesidir.   Eğer teşhis edilmemiş bir tiroid sorunu varsa düşük riski de artar. Tiroid sorunları kolaylıkla teşhis edilebilmekte ve tedavi edilebilmektedir.   Kromozomal nedenler: Kromozomal sorunlar erken düşük vakalarının neredeyse yarısını oluşturur. Bu bebeğin kromozomlarında bazı şeylerin yanlış gittiğini göstermektedir. Hekimler düşük sonrasında bir kromozomal sorun olup olmadığını test edebilir.   Rahim ve servikal nedenler: Rahmin şeklinden kaynaklanan bir sorun veya serviksin zayıflığından kaynaklanan bir durum olabilmektedir. Her iki durum da erken doğum sancısına neden olabilir. Rahim uygun bir şekilde genişlemeyebilir veya serviks zayıflığı erken doğumu tetikleyebilir.    Yaşam şekli: Yaşam şekli seçimleri anne karnındaki bebeği olumsuz etkileyerek düşüklere neden olabilir. Doğru ve sağlıklı beslenmemek, sigara, alkol, aşırı kafein tüketimi Toksik maddelere fazla maruz kalmak, yasak madde kullanımı, alınan bazı ilaçlar düşüklere neden olabilir. Yaşam şekli seçimleri düşük ağırlıklı doğum, doğum kusurları ve hatta ölüme bile neden olabilir.
Hamilelikte Beslenme

Hamilelikte Kalsiyum Ve Faydaları

Hamilelikte kalsiyumun faydaları nelerdir?   Hamilelikte kalsiyum minerali anne karnındaki bebeğin kemik ve diş gelişimi için oldukça önemlidir. Kalsiyum ayrıca bebeğin kalp, sinir sitemi ve kas gelişimi için de gereklidir. Hamilelik döneminde yeterli kalsiyum alınmazsa yani kalsiyum yetersizliği durumunda bebeğin kemik gelişimi de bundan olumsuz etkilenecektir. Bu durum bebeğin doğumdan sonraki yaşamını ve gelişimini de etkiler.   Yapılan son araştırmalara göre de hamilelikten kaynaklı yüksek tansiyonda kalsiyum eksikliğinin de rolü olduğuna dair bulgular elde edilmiştir. Dolayısıyla kalsiyum hamilelikten kaynaklı yüksek tansiyonu önlemeye yardımcı olabilmektedir.   Hamilelikte kalsiyum ihtiyacı ne kadardır?   18 yaşın üzerindeki hamile kadınlar için günlük kalsiyum ihtiyacı 1,000 miligramdır. 18 yaş ve daha genç yaştaki kadınlar için ise günlük kalsiyum ihtiyacı 1,300 miligramdır.   Kalsiyum ihtiyacı sadece hamilelik dönemi için değil bütün yaşam evreleri için önemli bir vitamindir. Bundan dolayı hamilelik sonrasında da günlük olarak yeterli kalsiyum alımına dikkat etmek gerekir. Çünkü hem hamilelikteki hem de hamilelik sonrasındaki kalsiyum eksikliği yaşamın ilerleyen yıllarında kadınlarda osteoporoz riskini artırır.   Kalsiyum içeren besinler nelerdir?   Hamilelikte kalsiyum içeren besin olarak süt ve süt ürünleri en iyi kalsiyum kaynaklarıdır. Ayrıca sardalye, portakal suyu, somon balığı, ıspanak, şalgam, susam ve badem kalsiyum içerirler ve hamilelikte tüketilebilirler.   Hamilelikte alınan kalsiyumun vücut tarafından daha iyi emilebilmesi için yeterli düzeyde D vitamini alımına da dikkat etmek gerekir. D vitamini kalsiyumun emilimini kolaylaştırır. Bu nedenle hamilelikte D vitamini içeren besinlere de önem verilmelidir.
Hamilelikte Beslenme

Vejetaryenler Hamilelikte Nasıl Beslenmeli?

Eğer vejetaryenseniz ve hamilelikte vejetaryen bir diyet uygulayacaksınız beslenmenizde dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır. Çünkü hamilelikte vejetaryen beslenme bazı vitamin ve mineraller yönünden eksiklik yaşamanıza neden olabilir. Hamilelikte vitamin ve mineral eksikliği hem anne hem de anne karnında gelişen bebek için zararlı olabilir. Bu nedenle vejetaryen beslenme şeklini benimseyen kadınların hamilelikte beslenme gereksinimlerini iyi karşılamaları gerekir. Aşağıda bu konuda bazı tavsiyeler belirtilmiştir:   1. Eğer vejetaryendeniz hamilelikte beslenme konusunda öncelikle hekiminize danışın. Hekiminiz size bir kan testi yapmak isteyebilir. Bu kan testinde kansızlık ve diğer besin eksiklikleri yaşayıp yaşamadığını tespit eder. Hamilelikte vejetaryen bir beslenme şekli uygulayacaksanız bunu hekiminizin bilmesi gerekir. Hekiminiz sizin spesifik durumunuza göre beslenme ve diğer konularda tavsiyelerde bulunacaktır.   2. Hamilelikte beslenmenizde bol protein almalısınız. Vejetaryen diyet uygulayan kişilerde protein eksiklikleri görülebilmektedir. Vejetaryenler protein açısından zengin besinlerden daha az tüketebilmektedir. Eğer normalde yumurta, süt ve süt ürünleri tüketiyorsanız protein eksiliği pek yaşamazsınız. Hamile vejetaryen kadınlar protein ihtiyacı için fasulyegiller, soya ürünleri ve baklagillerden tüketmelidirler.   3. Hekiminizin önerisiyle B2 vitamin desteği alabilirsiniz. Vejetaryen beslenenlerde B12 vitamini eksikliği görülebilir. Bu vitamin bilindiği gibi sadece hayvansal besinlerden bulunur. Bundan dolayı B12 vitamin desteği alabileceğiniz gibi, B12 katkılı soya ürünleri ve kahvaltılık gevrekler tüketebilirsiniz.   4. Vejetaryen bir kişi olarak kalsiyum alımınıza özen gösterin. Kalsiyum sizin için önemli bir mineraldir. Kalsiyum açısından zengin besinleri tüketin. Süt ve süt ürünleri oldukça zengin bir kalsiyum kaynağıdır. Lahana ve diğer yeşilliklerden tüketin.   5. Demir alımınızı C vitamini ile destekleyin. Çünkü bitkisel ürünlerden alınan demir minerali hayvansal besinler kadar vücut tarafından iyi emilemez. Fakat C vitamini demirin vücutta daha iyi emilmesine yardımcı olur. Bu nedenle demir içeren besinleri tüketirken C vitamini içeren besinlere de yer verin. Mercimek, fasulye ve yeşil yapraklı sebzeler demir açısından oldukça zengindir. C vitamini için ise brokoli, domates ve kavun gibi besinleri tüketin.
Anket
Bebeğinize ek besinleri ne zaman vermeye başladınız?
E Bülten
Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Lütfen Bültenimize Kayıt Olunuz.
Ad Soyad
:
E mail
: