Çocuk Sağlığı Kategorileri
Bu kategoriye alt kategori eklenmemiş!!!
Çocuk Sağlığı Makaleleri

Çocuklarda Kızamık, Belirtileri, Bulaşma Yolları Ve Tedavisi

Kızamık nedir ve nasıl bulaşır?   Kızamık bir virüsten kaynaklanan ve kişiden kişiye bulaşabilen oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Kızamık paramyxovirus olarak adlandırılan bir tür virüsten dolayı ortaya çıkar. Ayrıca ciddi başka sorunlara da yol açabilme riski de bulunmaktadır. Bu tür bir virüs kişiden kişiye yayılır. Genelde öksürük veya hapşırmayla gelen damlacıklar yoluyla bulaşır.   Bu nedenle çocukları kızamık hastası diğer çocuklardan veya yetişkin kişilerden uzak tutmak gerekir.   Kızamık için en iyi önlem   Kızamık hastalığını önlemek için en iyi önlem aşılamadır. 3-5 yaş aralığındaki çocuklarda daha yaygın görülür. Bu nedenle çocukların aşıları zamanında yapılmalıdır. Kızamık hastalığı en çok kızamık aşısının yapılamadığı bölgelerde görülmektedir. Kızamık aşısı olmayan herkes bu hastalığa karşı duyarlıdır.   Çocuklarda kızamık aşısı hangi yaşlarda yapılır?   Ülkemizde kızamık aşısı 1 yaşında veya 4-6 yaş aralığında yapılmaktadır.   Kızamık en yaygın hangi mevsimlerde görülür?   Kızamığın en yaygın görüldüğü mevsimler kış ve ilkbahar aylarıdır.   Kızamık belirtileri nelerdir ve kuluçka dönemi var mıdır?   Çocukta kızamık olduğu zaman öksürük, ateş, döküntü gibi belirtiler görülür. Hatta bazen daha ileri durumlarda zatürre de görülebilir.   Kızamıkta belli bir kuluçka dönemi vardır. Yani hastalık virüsü vücuda girdikten sonra belirtiler 8-14 gün arasında görülmeye başlar. Birinci ve ikinci gün çocukta burun akıntısı, gözlerde kızarıklık, sulanma ve acıma gibi belirtiler görülür. İshal oluşan vakalar da vardır. Üçüncü günde çocuğun ağzında küçük beyaz lekeler oluşmaya başlar. Dördüncü ve beşinci gün ise alın ve kulak arkasında kabarık kırmızı döküntüler oluşur. Bu döküntüler diğer vücut bölgelerine yayılır. Devam eden iki günde ise belirtiler kaybolmaya başlar.   Kızamık hastası çocuğa evde nasıl bakım uygulanır?   Kızamık belirtileri arasında ateş vardır. Çocuğu ateşi çıkarsa ateşini düşürme yönelik şeyler yapılır. Çocuk daha ince giydirilmeli alnına serin nemli bir bez koyulmalı ve bol su içmesi sağlanmalıdır. Gözlerinde acı oluşursa temiz bir pamuk ıslatılarak çocuğun gözlerine pansuman yapılır. Gözlerindeki rahatsızlığı dindirmek için eğer ışıklı bir ortamda ise ortamın ışık düzeyi azaltılır.   Çocukta halsizlik, baş ağrısı, ani ateş yükselmesi, baş dönmesi, havale, ciltte morarma, solunumda zorlanma, hırıltılı solunum, kulak ağrısı gibi belirtiler oluşursa hemen hekime göstermek gerekir.   Kızamık hastası olan çocuğu diğer aile bireylerinden uzak tutmak gerekir. Çünkü bulaşıcıdır. Çocuk bir defa kızamık geçirdikten sonra bu tekrarlanmaz.

Çocuklarda Lösemi Belirtileri

Lösemi çocuklarda en yaygın görülen kanser türlerinde birisidir. Buna çocukluk lösemisi de denilmektedir. Çocukluk lösemisi çoğu vakalarda ölümle sonuçlanmaz. Çoğu vakalarda başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Tedavide yüksek orada başarıya ulaşılabilmektedir.   Çocukluk lösemisi kemik iliğindeki beyaz kan hücrelerinin oluşumunu etkiler. Bu anormal hücreler sağlıklı hücreleri de etkileyerek kan yoluyla hareket ederler. Sonuç olarak vücudun virüslerle mücadele yeteneği zayıflar, çocuk çeşitli enfeksiyonlara, hastalıklara oldukça açık hale gelir   Çocukluk lösemisi belirtileri   Lösemiyi teşhis etmek zordur. Çünkü lösemi belirtileri yavaş ilerler ( Fakat akut lösemide durum farklıdır. Akut lösemide belirtileri aniden görülmeye başlanır ). Çünkü lösemi belirtiliri görülmeye başlandığında bu belirtiler diğer normal çocukluk hastalıkları ile karıştırılır. Çocuklarda lösemi belirtileri çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir.   Lösemi hücreleri trombosit, beyaz kan hücresi ve kırmızı kan hücresi üreten sağlıklı hücreler etrafında yerleşmişlerdir. Lösemi hücreleri vücudun diğer bölgelerine de yayılır. Çocukluk lösemilerinde genelde şu belirtiler görülür:   Yorgunluk: Çocukta kırmızı kan hücrelerinin azlığından dolayı ortaya çıkan kansızlık ( anemi ) çocuğun çok çabuk yorulmasına neden olur. Bunun sonucunda da çocukta ayrıca solgun bir cilt ve güçsüzlük görülür.   Ateş ve enfeksiyon: Çocukluk lösemisinde çocukta ateş görülür. Bu ateş düzenli bir ilaç teadvisiyle iyileşmez. Bu anormal lösemi hücrelerinden kaynaklanır. Vücut enfeksiyonlarla mücadele eksik kalır. Bu enfeksiyonların yol açtığı ateş oldukça inatçıdır.   Aşırı morluklar ve kanama: Lösemi vücuttaki an plateletlerini azaltır. Çocukta fazla miktarda küçük kırmızı morluklar görülebilir. Bu zarar görmüş kan damarlarının kanamsından kaynaklanır. Lösemili çocukta burun kanaması ve diş eti kanaması sıklıkla görülür.   Kemik ve eklemlerde ağrı: Çocukluk lösemisinin belirtilerinden birisi de kemiklerde ve eklemlerde ağrıdır. Çünkü lösemi hücreleri genelde kemik yüzeyinde ve eklemlerde yuvalanmışlardır.   Karında şişlik: Lösemi hastası çocukta karın bölgesinde şişlik görülebilir. Şişkinliğin olduğu yer aslında karaciğer ve dalaktır. Bu lösemi hücrelerinin bu bölgelerde yerleşmesinden kaynaklanır. Böylelikle karın bölgesinde şişlik oluşur.   Kilo ve iştah kaybı: Lösemili bir çocuk iştahını kaybedebilir. Böylece çocukta yavaş yavaş kilo kaybı olur.   Lenf düğümlerinde şişme: Çocukluk lösemisinde çocuğun lenf düğümlerinde sıklıkla şişme olur. Bu enfeksiyonlarla mücadeleden dolayı oluşur. Lenf düğümlerindeki şişme genelde bir enfeksiyonun belirtisidir.   Solunum sorunları ve öksürük: Çocukluk lösemilerinde solunum sorunları ve öksürük de görülür.   Kollarda ve yüzde şişme: Çocuğun kollarında ve yüzünde şişme olması tehlike işaretidir. Çocukta yaşamı tehdit eden ve hemen acil müdahale gerektiren bir durumdur. Bu superior vena kava ( svc ) sendromunun bir göstergesidir.   Nöbetler, baş ağrısı ve kusma: Lösemili çocuklarda nöbetler, baş ağrıları ve kusma da görülür. Baş ağrıları, bulanık görme, kusma ve nöbetler löseminin ilerlemiş olduğunun bir işaretidir.   Kanayan diş etleri: Lösemili çocukların diş etlerinde de kanamalar görülür.   Aşırı güçsüzlük. Lösemi hücrelerinin sayısı vücutta oldukça fazlalaştığı zaman beyinde küçük kan damarları etrafında kan akımı yavaşlar. Çünkü lösemi hücreleri kanı koyulaştırır ve bu da aşırı bitkinliğe ve güzsüzlüğe neden olur. Bu genelde nadir görülen bir belirtidir fakat çocukta lösemimin ilerlediğinin bir belirtisidir.

Çocuğunuzda Astımı Önlemek İçin

Çocuğunuzda astıma yol açabilecek birçok etken bulunur. Genetik faktörler, çevresel koşullar ve yaşam şekli v.b. etkenler astımı tetikleyebilir. Fakat bir ebeveyn olarak alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzda astım riskini azaltabilirsiniz. Çocuğunuzda astım riskini azaltmak veya astımı önlemek için aşağıdaki önlemleri almaya çalışın:   1. Çocuğunuzun evde toz akarlarına maruz kalmasını sınırlayın. Çocuğunuzun yatak örtüleri toz akarları için ideal bir yerdir. Yatak örtülerini sık değiştirin ve sık yıkayın. Evinizde mümkün olduğunca veya çocuğunuzun odasında halı kullanmayın. Odasında mümkün olduğunca peluş oyuncak bulundurmayın. Ağır kumaş perdeler yerine jaluzi kullanmayı deneyin.   2. Çocuğunuzu sigara dumanından uzak tutun. Ev içinde mümkün olduğunca sigara içilmesine izin vermeyin. Sigara dumanı çocuğunuzun akciğerlerini tahriş ederek astımı tetikleyebilir.   3. Çocuğunuzu mümkün olduğunca hava kirliliğinden uzak tutun. Kirli havalar çocuğun akciğerlerini tahriş eder ve astım gibi solunum sorunlarına neden olur. Hava kirliliğinin yüksek olduğu zamanlarda çocuğunuzu mümkünse dışarı çıkarmayın.   4. Evde şömine veya soba kullanmaktan kaçının. Şömine ve soba dumanı çocuğunuzun solunum yollarını tahriş edebilir.   5. Eğer evinizde evcil hayvan besliyorsanız ve çocuğunuzsa buna karşı bir alerji gelişirse mümkün olduğunca hayvanı dışarıda veya bu mümkün değilse en azından balkonda tutmaya çalışın.   6. Evinizdeki küflü yerlerin bakımını yapın ve küfü azaltın. Banyoda duş yaparken ve yaptıktan sonra mümkünse pencereleri açın. Mutfakta yemek yaparken mutfağı her zaman iyi havalandırın. Pencereleri açın. Evdeki nem düzeyini %35 – 50 arasında tutmak i,çin mümkünde nem azaltıcı cihaz veya klima kullanın. Musluk tesisatındaki su sızıntılarını tamir edin. Su sızıntıları küf oluşmasına neden olabilir. Su ve sabun kullanarak küflü yerleri temizleyin.

Çocuklarda Kıl Kurdunun Doğal Tedavisi

Kıl kurtları çocuğun bağırsaklarında yuvalanan küçük beyaz solucanlardır. Vajinal ve anal kaşıntıya neden olabilirler. Ayrıca çocukta bitkinlik ve halsizlik yapabilirler. Çoğunlukla çocukları etkileyen bulaşıcı bir enfeksiyondur. Hekimler genelde kıl kurtlarının dışkı yoluyla atılmalarını sağlamak için reçeteli bir ilaç verirler. Diğer yandan kıl kurtları için doğal çözümler de bulunmaktadır. Aşağıda bu konuda doğal bir çözüm anlatılmıştır:   1. 2 yemek kaşığı keten tohumu, yarım muz, yarım olgun papaya, 2 yemek kaşığı buğday çimi tozu, 2 yemek kaşığı acidophilus ve 2 fincan suyu bir arada blenderda iyice karıştırın. Acidophilus eczanelerde bulunabilmektedir. Açıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır.   2. Eğer tat vermesini ve çocuğunuzun bunu daha iştahlı içmesini istiyorsanız içine biraz bal ekleyin.   3. Bütün karışımı çocuğunuza içirin.   4. Çocuğunuz bu karşımı içtikten sonra gün boyunca bol su içmelidir.   5. Bunun yanında çocuğunuza uygun hijyen kurallarını öğretin ( sık sık eleri yıkamak, tırnaklarını kesmek, temiz kıyafetler giyinmek v.b. ). İyi bir hijyen sadece enfeksiyonun yayılmasını önlemez, yanı zamanda kıl kurtlarının tekrar oluşmasını da önler.

Çocuklarda Otizm

Otizmde çocuğun normal beyin gelişiminde nörolojik bir bozukluk vardır. Bu sorun çocuğun iletişim becerilerini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler. Otizmde bireysel farklılıklar olabilir ve her bireyde farklı düzeylerde oluşabilir. Otizm yaşamın ilk 3 yılında kendini göstermeye başlar.   Otizmin nedenleri nelerdir?   Otizmin genelde beyindeki yapı veya fonksiyon anormalliklerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Beyin taramalarında otistik çocukların beyin yapısında ve biçiminde diğer normal çocuklara göre farklılıklar olduğu görülmektedir. Halen de bilim insanları otizm ile diğer tıbbi sorunlar, genetik faktörler arasındaki ilişkiyi araştırmaktadırlar. Kimi araştırmacılar da hamilelik döneminde yaşanan sağlık sorunlarının veya doğumu etkileyen çeşitli çevresel faktörlerin ( enfeksiyonlar, metabolik dengesizlik ve çevresel kimyasallar v.b. ) otizm ile ilişkisi üzerinde durmaktadırlar.   Otizmde risk faktörleri nelerdir?   Otizm sorunu frajil x sendromu, tuberoskleroz, konjenital kızamıkçık sendromu ve tedavi edilmeyen fenilketonüri gibi tıbbi durumları olanlarda otizm riski daha fazladır.   Otizm erkek çocuklarda kız çocuklardan daha fazla görülmektedir.   Otizmin tedavisi var mıdır?   Otizmde tam olarak iyileşme görülmese de otistik çocuklarda iletişim ve sosyal becerilerini artırmaya yönelik eğitim ve tedavi yaklaşımları vardır. Tedaviye yönelik ve eğitsel yaklaşımlarla otistik çocukların davranışları geliştirilmeye çalışılır. Ayrıca eğitsel yaklaşımlarla otistik çocuklarda kendi kendilerine yardım, bağımsız hareket etme becerilerini geliştirme gibi durumlar söz konusudur.   Çocuklarda otizmin erken tespit edilmesi otistik çocuktaki gelişmeye katkı sağlar. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarındaki otizm belirtilerinin farkında olmaları faydalıdır. Otizm belirtilerini öğrenmek için “Yeni Doğan Bebeklerde Otizm Belirtileri” isimli makaleyi okuyabilirsiniz.

Çocuğun Tırnak Yemesini Durdurmak İçin

Çocukların tırnak yemesinin birçok sebebi olabilir. Merak, can sıkıntısı, stres rahatlama, alışkanlık veya taklit bu nedenler arasındadır. Çocuklardaki en yaygın alışkanlıklardan birisidir ve yetişkinlik döneminde de devam edebilir. Kimi çocuklar televizyon seyrederken bilinçsizce tırnaklarını yer kimi çocuklar ise çeşitli stresli durumlara yanıt olarak tırnaklarını yerler.   Eğer sizin de çocuğunuzda tırnak yeme alışkanlığı varsa bu alışkanlıktan vazgeçirmek ve tırnaklarını yemesini durdurmak için aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz.   1. Çocuğunuzun tırnaklarını düzenli olarak kesin. Çocuğunuzun tırnaklarını haftada en az defa kesin. Bu tırnaklarını yeme davranışının sönmesine yardımcı olacaktır.   2. Çocuğunuzun tırnaklarını yemesini durdurmak için pamuklu eldiven giydirmeyi deneyin.   3. Çocuğunuzun tırnak yemesini durdurmak için tırnaklarına vazelin, oje veya tırnak cilası gibi bir şey sürmeyi deneyin. Çocuğunuz tırnaklarını yemeye başladığında bunu tadından hoşlanmayacağı için tırnak yemeyi erteleyecektir.   4. Her ihtimale karşı çocuğunuza ellerini yıkama alışkanlığını kazandırın. Ellerinin temiz olması tırnak yeme alışkanlığından dolayı mikroplara daha az maruz kalmasına yardımcı olur.   5. Çocuklar sanları sıkıldığı zaman tırnaklarını yiyebilirler. Bu durumda çocuğun can sıkıntısını giderecek aktivitelere yönlendirmek gerekir. Çocuğunuzla oyun oynayın veya oyuncaklarla meşgul olmasına çalışın. Veya beraber başka şeyler yapın.   6. Çocuğunuz stresli olduğu zamanlarda tırnaklarını yiyebilir. Çocuğunuzun stres nedenini araştırın. Bu nedenlerin ortadan kalkması çocuğunuzun rahatlamasına yardımcı olur. Böylelikle tırnaklarını yemeyi bırakır.   7. Çocuğunuzun tırnaklarını yemeyi bırakması konusunda bakıcı olmayın. Çok baskı yapmanız, ona ceza vermeniz tırnak yemeyi bırakmasına yardımcı olmayacağı gibi, bu davranışı daha da alevlendirecektir. Tırnaklarını yemeyi bırakmasının nedenlerini ona anlatın. Tırnaklarının nasıl göründüğünü birlikte teşhis edin. Somut şeylerden bahsetmeniz yardımcı olacaktır.

Küçük Çocukların Ateşi Nasıl Düşürülür?

Küçük çocukların yanaklarındaki kızarıklık ve gözlerdeki hafif kızarma ateşi olduğunu gösterebilir. Eğer bu belirtiler varsa çocuğunuzun ateşini ölçün. Ateş çocuğunuzun vücudundaki bir hastalıkla mücadele ettiğinin bir işaretidir. Ateşi olan çocuğunuzun rahatlatmak ve ateşini düşürmek için aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz.   1. Çocuğunuzun ateşini düşürmek için temiz ıslak bir bez veya lif kullanın. Çocuğunuzu nazikçe oturtun veya uzatın. Ona kitap okurken ıslatılmış bezi alın bölgesine koyun. Bezi ıslattıktan sonra fazla suyunu sıkmayı unutmayın. Nemli haldeyken çocuğunuzun alına yerleştirin. Bu şekilde ıslak bezin birkaç dakika durmasını sağlayın.   2. Çocuğunuzun ateşini düşürmeye yardımcı olmak için ılık bir duş aldırın. Ayrıca banyodaki buhar cildinizi de rahatlatacaktır. Sünger banyosu da iyi gelebilir. Süngeri ılık suyun içine daldırın ve çocuğunuzun kolları, göğsü, sırtı ve bacaklarınıza hafifçe ovarak uygulayın.   3. Çocuğunuzun fazla kıyafetlerini çıkartın. Fazla kıyafetlerini çıkarmanız ateşinin düşmesine yardımcı olabilir.   4. Çocuğunuzun ateşin düşürmek için odasında serinletici bir fan çalıştırın. Çocuğunuzu direkt sütüne tutmadan çalışacak bir fan odadaki hava sirkülasyonuna yardımcı olacaktır. Hafif kıyafetler ve serin bir oda ateşinin düşmesine yardımcı olabilir.   5. Çocuğunuzun ateşini düşürmek için hekiminizden de bir ilaç tavsiyesi isteyebilirsiniz. Hekime danışmadan veya hekiminizin tavsiyesi olmadan çocuğunuza ateş düşürücü vermeyin. Ateş düşürücüyü hekiminizin önerdiği şekilde ve dozda verin. Çocuğunuza asla hekime danışmadan aspirin vermeyin. Aspirin çocuklarda tehlikelidir ve reye sendromuna neden olabilir.   6. Ateşi olan çocuğunuzda iştahsızlık belirtileri de olabilir. Sürekli onun hoşuna gidebileceği sağlıklı atıştırmalılar bulundurun.

Küçük Çocukların Gazı Nasıl Giderilir?

Gaz sorunu gerek bebeklerde gereke de küçük çocuklarda oldukça rahatsız verici olabilir. Yemek yerken çok hareket etmek, çok yağlı besinler, yüksek lifli besinler, asitli içecekler, yetersiz su içmek gibi faktörler küçük çocuklarda gaza neden olabilir. Küçük çocuklarda gaz sorunu için en iyi çözüm gaz yapıcı olası etkenlerden kaçınmaktır. Gaz sorunu olan çocuğun gazını gidermek için aşağıdaki çözüm önerileri yardımcı olacaktır.   1. Çocuğunuzu sırt üstü uzatın. Karın bölgesine nazikçe dairsel hareketlerle masaj yapın.   2. Çocuğunuza ılık bir banyo yaptırın. Ilık banyo gaz sorununu hafifletmeye yardımcı olur. En azından geçici bir rahatlama sağlar.   3. Çocuğunuzu sırt üstü uzatın. Bacaklarından tutarak bisiklet çevirir gibi nazikçe arkaya ve öne doğru hareket ettirin.   4. Eğer bu çözümler çocuğunuzun gazını gidermezse çocuğunuzun gazını gidermek için hekiminizin önereceği gaz giderici bir ilaç verebilirsiniz.

Çocuklarda Krup, Belirtileri Ve Tedavisi

Krup genelde parainfluenza virüsü olarak bilinen bir virüsten kaynaklanır. Ayrıca adenovirüs ve RSV ( Respiratuar Sinsiyal Virüs ) de krup hastalığına neden olabilir. Krup genelde tıbbi tedavi gerektirmeden evde tedavi edilebilmektedir. Fakat şiddetli vakalarda tıbbi bakım gerekebilir.   Çocukta krup belirtileri   Viral bir krup virüsünden muzdarip olan çocuklarda ilk olarak yaygın soğuk algınlığı belirtileri görülebilir. Sıklıkla ateş, öksürük, burun akıntısı ve bitkinlik belirtileri yaşanır. Geve v akitlerinde çocuğun öksürüğü havlama tarzında gelişebilir. Bu tarz öksürük solunum yollarındaki iltihaplanmadan kaynaklanır. Solunum yolları şiştikçe solunumu gerginleşir ve hırıltı gelişebilir. Çocuk öksürdüğünde fazla miktardaki hava daralmış solunum yollarını zorlar ve öksürüğü havlama tarzında çıkar.   Krup bulaşıcı mıdır?   Krup bulaşıcı değildir. Fakat diğer çocuklarla temas halinde olunursa diğer çocuklarda soğuk algınlığı belirtileri oluşabilir. Krup soğuk algınlığı vakalarının yaygın yalandığı kış aylarında daha yaygın görülür.   Krup teşhisi ve tedavisi   Krup teşhisinde hekim çocuğun akciğerlerindeki hırıltılı seslere ve havlama tarzı öksürüğe bakacaktır. Ayrıca kruptan hemen önce oluşan soğuk algınlığı ve ateş belirtilerini de hekime mutlaka söylemek gerekir. Krup belirtileri akuttur. Hekim akciğer taraması isteyebilir. Eğer çocuğun akciğerleri aşırı derecede şişmiş ve iltihaplanmışsa hekim iltihaplanmayı azaltmak ve solunumu tedavi etmek için reçeteli ilaç verebilir.   Krup hastalığının evde tedavisi   Krup tedavisinde sıcak ortam, nemli hava iyi gelir. Bu nedenle krup olan çocuğu sıcak ve buharlı banyoda tutmak iyi gelecektir. Banyoda sıcak su açılır ve kapı kapatılarak içerisinin buharlaşması beklenir. Bu buharlı ortamda çocuğun sokunum yoları rahatlayacaktır. Havlamalı öksürük de hafifler. Bu çocuğun gece daha rahat ve kolay uyumasına yardımcı olur. OTC bire ateş düşürücü iyi gelir. Fakat çocuğa ilaç vermede önce hekimi arayarak hekimin onayını ve tavsiyelerini almak gerekir.

Reye Sendromu, Belirtileri Ve Tedavisi

Reye sendromu bazı çocukları bir viral enfeksiyon sonrası etkileyen bir hastalıktır. Bir enfeksiyon değildir. Genelde nadir görülür. Grip, suçiçeği, soğuk algınlığı gibi enfeksiyonel hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir. Araştırmalara göre bu tür enfeksiyonel hastalıklardan dolayı aspirin kullanan çocuklarda reye sendromunun daha çok görüldüğü ortaya çıkmıştır.   Reye sendromunda kimler riskli gruptadır?   Reye sendromu için çocuklar ve gençler daha riskli grupta yer alırlar. Bebeklikte itibaren 14 yaşına kadar olan çocuklarda daha yaygın görülür. Çocuklara aspirin verilmemelidir. Çocuğa ilaç vermeden önce mutlaka etiketi dikkatlice okunmalı veya hekimin önerdiği şekilde kullanılmalıdır. Reye sendromu daha çok kış ayları boyunca görülür.   Reye sendromu belirtileri nelerdir?   Reye sendromu başlamadan önce çocuk viral bir enfeksiyon geçirmiştir. Reye sendromunun belirtileri genelde grip, soğuk algınlığı, suçiçeği gibi viral enfeksiyonu takiben 2 hafta içinde ortaya çıkar. Reye sendromunun yaygın belirtileri arasında kusma, bitkinlik, uykusuzluk, ishal gibi belirtiler vardır. Bebeklerde ise nefes darlığı oluşabilir.   Hastalığın şiddetine ve çocuğun bağışıklık sisteminin nasıl tepki verdiğine bağlı olarak hastalığın iyileşme süresi değişebilir. Reye sendromunda çoğu vakalar hafif düzeydedir ve tıbbi müdahale olmadan geçer. Fakat ağır veya hafif olsun bütün vakalarda hekime göstermek gerekir. Çünkü nadir de olsa reye sendromu kısa bir zaman içinde ölümcül olabilir.   Reye sendromunun tedavisi   Reye sendromu için bilinen bir tedavi yoktur. Fakat şiddetli vakalarda hastanede yatış gerekebilir. Hekim hasta çocuğu yakından takip eder. Çocuğun belirtilerini hafifletmeye yönelik olarak mide bulantısına karşı ilaç verebilir, insülin terapisi yapabilir ve ortamın iyi havalandırılması gerekebilir.   Reye sendromu ne kadar erken teşhis edilirse tedavide sonuçlar o kadar iyi olur. Viral bir enfeksiyon sonrası çocuğun iyi gözlenmesi gerekir. Belirtiler gözlenirse hemen tıbbi yardım almak gerekir. Tedavide gecikmesi ve uygun bir tıbbi tedavi alınmaması daha ciddi durumlar doğurabilir.   Reye sendromu için önlemler   Aspirin, aspirin içeren veya aspirin benzeri ilaçları çocuğa vermemek önleyici bir görev görür. Ayrıca hekime danışmadan ve hekim tavsiye etmeden asla çocuğa veya bebeğe ilaç verilmemelidir.   Emziren annelerde ise aspirin ve aspirin içeren ilaç kullanmaları anne sütü vasıtasıyla bebeği olumsuz etkileyebilir.

Küçük Çocuklarda İshal Tedavisi

İshal bebekleri ve küçük çocukları yetişkinlerden daha fazla etkileyebilir ve uygun bir şekilde tedavi edilmediği zaman ciddi sonuçlar doğurabilir. Çünkü özelikle bebeklerde ve 12 – 36 aylık küçük çocuklarda ishal şiddetli sıvı kaybına neden olabilir. Bu da onlar için tehlikelidir. Bu amaçla küçük çocuklarda ishal vakalarında tedaviye yönelik aşağıdaki adımları atmak gerekir:   1. Eğer çocuktaki ishal 2 günden fazladır devam ediyorsa hekimiyle mutlaka konuşma gerekir. Çocukta ishalin yanında ateş, kilo kaybı, gelişim sorunu, karın bölgesinde şişme, enerji eksikliği gibi belirtiler de görülebilir. Tüm bunlar çocuğun hekimine danışmak için önemli bir nedendir. İshal olan çocukta sıvı kaybı belirtileri de görülebilir. Sıvı kaybı yaşayan çocukta ağlarken gözyaşı çıkmaması, ağız ve dilde kuruluk, ciltte solgunluk gibi belirtiler ortaya çıkabilir.   2. İshal olan çocuğun tedavisinde sıvı ihtiyacı düzenli olarak giderilmelidir. Çocuğa bol sıvı vermek sıvı kaybını önlemeye yardımcı olur. Eğer çocuk su içmek istemiyorsa başka çözümler bulunabilir. Örneğin sevdiği taze sıkılmış meyve suyunu içebilir. Ayrıca çocuğa sıvı kaybına karşı ağızdan elektrolit çözeltisi de verilebilir. Şeker ve tuz karıştırılmış su da ishal olan çocukta sıvı kaybına karşı iyidir. Çocuk beslenmeyi ve içmeyi reddediyorsa hekimine danışmak gerekir.   3. Çocuğun diyetindeki bir besin de ishale yol açmış olabilir. Şüpheli görülen besini bir süre çocuğun diyetinden uzaklaştırmakta fayda vardır. Çocuğun diyetiyle ilgili hekiminin tavsiyelerini almak ve hekimin önereceği bir diyet planını uygulamak uygun olacaktır.   4. Çocukta ishale neden olan bir başka sağlık sorunu olabilir. Bu ancak çocuğun hekimin yapacağı tetkiklerle belli olur. Ayrıca çocuktaki ishal belirtileri ağırsa veya ishali geçmiyorsa çocuğu mutlaka hekimine göstermek gerekir. Çünkü çocuklarda ishalden dolayı meydana gelebilecek sıvı kaybı ciddi sonuçlar doğurabilir.

Çocuklarda Diş Çürüklerini Önlemek İçin

Çocuklara diş temizliği ve bakımıyla ilgili alışkanlıkları küçük yaşlardan itibaren kazandırmak gerekir. Bu alışkanlıkları kazanmaları yetişkin bir insan olduklarında daha sağlıklı diş ve diş etlerine sahip olmalarına yardımcı olacaktır. Fakat çocukların sağlıksız alışkanlıkları da küçük yaşlardan itibaren dişlerinin çürümesine neden olacaktır.   Bilinçli bir anne ve baba olarak çocuğunuzda diş çürüklerini önlemek için aşağıdaki sağlıklı alışkanlıkları uygulamaya çalışın:   1. Çocuğunuza iyi bir örnek olun:  Bir ebeveyn olarak çocuğunuzda diş çürüklerini önlemek için ona iyi bir diş bakım alışanlığı kazandırmalısınız. Fakat bunun için de sizin ocuğunuz için iyi bir örnek olmanız gerekiyor. Dişlerinizi fırçalamanız, diş ipi kullanmanız, Düzenli diş hekimi ziyaretleri çocuğunuz üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır. Ayrıca çocuğunuza diş sağlığıyla ilgili bilgiler vermeniz ve telkinlerde bulunmanız da fayda olacaktır. Ayrıca kendi ulandığınız çatal ve kaşıkla çocuğunuza bir şey yedirmemeniz de hem sizin hem de çocuğunuzun ağız sağlığı için önemli bir konudur. Eğer bebek büyütüyorsanız örneğin bebeğinizin emziğini kendi ağzınızda ısıtarak temizlemeye asla çalışmayın. Çünkü bakteriler bu şekilde geçebilir.   2. Bebeğinizin ağzında biberonla uyuması şekere çok fazla maruz kalmasına neden olacaktır. Buna izin vermeyin. Bebeğinizin uykuya dalmışken biberonu ağzından alın. Çünkü bu şekilde uyuması ağzında daha fazla asit üretimine ve bu da bakteri oluşumuna yol açacaktır. Bakteri oluşumu diş çürüklerine neden olur. Ayrıca bebeğinizin ve çocuğunuzun dişini temiz tutun. Özellikle beslendikten sonra ve geceleri bunu uygulayın   3. Meyve sularına karşı dikkatli olun. Çünkü meyve suyu bebeğinizin veya küçük çocuğunuzun sağlıklı diyetinin önemli bir parçası değildir. Meyce suları meyve parçacıklarıyla karşılaştırıldığı zaman daha değerli lif düzeyine sahip değildirler. Ayrıca meyve suları daha fazla kalori içerirler ve farklı bir şekilde vücut tarafından emilirler. Etiketinde %100 meyve suyu yazmadığı sürece genelde meyve suları su, tatlandırıcı ve çok fazla şeker içerirler. Eğer çocuğunuza meyve suyu verecekseniz onu sulandırın. Örneğin 1 – 6 yaş arasındaki çocuklarda günlük 180 ml %100 meyve suyuna 120 ml su’ dan fazla önerilmemektedir.   4. 12 aylık ve daha küçük yaştaki bebeklerde sık sık özellikle yüksek şeker oranına sahip içeceklerden içirmek diş çürüklerinin oluşması riskini artırır.  Bebeğinize biberon bıraktırma konusunda sorun yaşıyorsanız biberon içeriğinizi biraz sulandırmayı deneyin. Bu içtiği şeyin tadını azaltacaktır. Gece zamanı biberonu suyla doldurabilirsiniz. Gün içinde ise bol biberon vermeyi deneyin.   5. Çocuğunuzda diş çürüklerini önlemek için sağlıklı beslenmesi konusunda onu eğitin. Sağlıklı besinler tüketmesi diş çürüklerinin riskini azaltacaktır. Örneğin beslenmesinde tam tahıllar, sebzeler ve meyveler içeren öğünler sunun. Ayrıca yoğurt, peynir ve süt de diş sağlığına olumlu katkı sağlar. Bir şey yedikten sonra ağzını çalkalamayı öğrenmesi günde 2 defa dişlerini ( sabah ve gece yatmadan önce ) fırçalaması diş sağlığı için faydalıdır. Yüksek şekerli besinlerden, şekerden kaşınması da diş çürüklerini önlemeye yardımcı olur.

Çocuklarda Uyku Apnesi

Uyku apnesi nedir?   Uyku apnesi uyku sırasında solunumun tekrarlı bir şekilde kesilmesi anlamına gelen potansiyel olarak ciddi bir sorundur. Uyku apnesinin 3 çeşidi vardır. Obstrüktif uyku apnesi ( tıkanıklıktan kaynaklı ), santral uyku apnesi ( Tıkanıklık yoktur. Fakat solunumdaki kasların iyi çalışmasını engelleyen beyinden kaynaklı bir sorun vardır ) ve karışık tip uyku apnesi ( her iki uyku apnesi biçiminin kombinasyonundan oluşur – en yayın uyku apnesi biçimidir )   Obstrüktif uyku apnesinin nedeni nedir?   Obstrüktif uyku apnesinde solunumdaki hava yollarının tıkalı olması durumu söz konusudur. Özellikle bir çocuk için bu oldukça zor bir durumdur. Çocuklarda bademcikler veya lenf bezleri genelde bundan sorumludur.   Çocuğun bademcik ve lenf bezleri bir parça doğal olarak sadece biraz genişlemiş olabilir. aslında uyku apnesi 3 – 6 yaş arasındaki çocuklarda daha yaygındır. Down sendromlu çocuklar ve diğer doğuştan sorunları olan çocuklarda uyku apnesi sorunu daha sık görülebilir. Bademcik ve lenf bezlerindeki genişleme bir enfeksiyondan veya alerjilerden de kaynaklanabilir. Ayrıca çocuğun fazla kilolu olması, çene ve damak yarığı gibi sorunlar da çocuklarda uyku apnesi yapabilir.   Çocuğunuzda uyku apnesi olduğunu nasıl anlarsınız?   Uyku apnesinin belirtileri oldukça geniştir. En belirgin belirtisi uyurken solunum yapmada zorluk yaşama ve geçici solunum durmasıdır. Çocuk hem gece boyunca hem de gündüz solunumunu ağzından yapıyorsa uyku apnesinden şüphelenilebilir. Gece sıklıkla öksürebilir. Huzursuz bir uykusu vardır. Uyurken bol bol terler. Gece sık sık uykusundan uyanması da uyku apnesi belirtisi olabilir. Çünkü gece uyurken solunum durması sorunu yaşadığı için bu sık sık uyanmasına neden olabilir. Çocuğunuzda uyu apnesi olup olmadığını tahmin edebilmek için ayrıca gün içindeki ipuçlarına da bakın. Uyku apnesi sorunu olan çocuklarda sıklıkla uyku eksiliği görülür. Bu çocuklar daha sinirli olurlar, yorgun ve uyuşuk görünürler. Huysuz olurlar. Yorgun ve uykusuz olduğu için gün içinde kendi kendine uyuya kalabilir. Uyku apnesi olan çocuklarda bademcik ve lenf bezleriyle ilgili sorunlar daha sık görülebilir.   Uyku apnesinin tehlikeleri nelerdir?   Uyku apnesi çocuklarda gelişim sorunlarına, öğrenme güçlüklerine ve davranış problemlerine neden olabilir. Daha Ciddi durumlarda yüksek tansiyon, kalp ve akciğer sorunları görülebilir.   Çocuğunuzda uyku apnesi varsa ne yapmalısınız?   Öncelikler çocuğunuzda uyku apnesinden şüpheleniyorsanız bunu hekiminle paylaşın. Hekiminiz çocuğunuzun uyku alışkanlıkları ve üst solunum yollarını test edecektir. Eğer çocuğunuzun kilosunun ve alerjik durumlarının bir probleme neden olabileceğini düşünüyorsanız hekiminiz ilk olarak bu sorunların çözümüne yönelik çözümler önerecektir. Bir kulak-burun-boğaz uzmanına, akciğer uzmanına, uyku uzmanına veya uyku apnesi konusundaki bir uzmana görünmenizi isteyebilir. Çeşitli testler yoluyla uyku sırasında beyin dalgalarına, göz hareketlerine, solunumuna ve kandaki oksijen düzeylerine bakılır.   Uyku apnesi nasıl tedavi edilir?   Uyku apnesi vakalarının %90 ında çocuğun bademcikleri ve/veya lenf bezleri alınır. Obstrüktif uyku apnesi olan bazı çocuklarda sürekli pozitif hava yolu basıncı kullanmaya ihtiyaç olur.

Çocuklarda Uyku Eksikliği

Uyku eksiliği çocukları nasıl etkiler?   Çocuğunuz çeşitli nedenlerden olayı az uyuyabilir ve uyku sorunları yaşayabilir. Çocuğun gece sık sık uyanması, uykuya geçmede zorluk yaşaması, gece geç uyuyup sabah erken kalkması, gündüz hiç uyumaması gibi nedenler çocuklarda uyku eksikliğine ve uyku sorunlarına neden olur.   Uykusunu yeterince almayan ve uyku sorunları yalayan çocuklarda gelişim ve davranış sorunları gelişebilir. Bu çocuklar daha huysuz, sinirli, geçimsiz, kavgacı olabilirler. Ayrıca uykularını yeterince alamadıkları için gün içinde daha uyuşuk, yorgun bir görüntü sergileyebilirler. Oyunlara veya herhangi bir aktiviteye konsantre olma güçlüğü yaşarlar.   Çocuklardaki uyku eksiliği için neler yapılabilir?   Bir ebeveyn olarak ilk önce yapmanız gereken çocuğunuzun uykusunu yeterince alıp almadığını bilmektedir. Bunun için öncelikle çocuğunuzda düzenli bir gece uyku rutini ve gündüz uyku düzeni oluşturmalısınız. Örneğin gece çocuğunuzu aynı saatte uyumaya alıştırmalısınız.   Çocuğunuz için oluşturacağınız bir uyku rutini uykuya geçmesini kolaylaştıracağı gibi daha iyi ve istenen sürelerde uyumasına da imkan sağlayacaktır. Uyku rutini oluşturmak için şunları yapabilirsiniz. Her gün aynı saatte uyutmaya özen gösterin. Uyku öncesinde çocuğunuzla sakin bir ortamda zaman geçirin. Ona masal okuyun, sakin bir müzik dinleyin. Çocuklar aslında düzenden ve sürekli olan şeylerden hoşlanırlar. Çocuğunuzun uyku düzenini planlayın.   Küçük çocukların kendi kendilerine uyguya geçmeleri de önemli bir konudur. Çocuğun buna alıştırılması gerekir. Çocuğunuzu yatağa koyduktan sonra onun yanında uzun zamanlar geçirmek, emzirmek veya ona şarkı söylemek gibi şeylerden kaçının. Onu yatağına yatırın ve iyi geceler deyip sevginizi sunduktan sonra odasından ayrılın.

Çocuklarda Kabızlık İçin Doğal Çözümler

Küçük bir çocuk kabız oluğu zaman katı dışkısını zor ve kuru yapar ve bu süreçte rahatsızlık hisseder. Kabız bir çocuğa yardımcı olmak için yapılabilecek birçok şey vardır. Eğer sizin küçük çocuğunuz da kabızlık sorunu yaşıyorsa aşağıdaki çözümleri uygulayabilirsiniz.   1. Öncelikle çocuğunuzun diyetini gözden geçirin. Çocuğunuza çok fazla abur cubur veya boş besin olarak belirtilen besinlerden vermediğinizden emin olun. Bu besinler yüksek düzeyde işlenmiş besinlerdir ve lif oranları düşüktür. Bu nedenle bu besinler zaman işçinde çocuğunuzun bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa neden olabilir. Çocuğuz bu boş besinleri çok yiyorsa bunları oldukça kısmaya çalışlın.   2. Lif oranı yüksek besinler kabız çocuklarda iyi bir sonuç verir. Çocuğunuzun beslenmesini gözden geçirin ve lif oranı yüksek besinleri özellikle diyetine ekleyin. Lif oranı yüksek besinler olarak tam tahıllı gıdalar, kepekli besinler ve yeşil yapraklı sebzeleri verebilirsiniz.   3. Çocuğunuzun daha fazla sıvı almasını sağlayın. Az su içmesi ve diğer meyve sularından az tüketmesi bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına ve kabızlığa neden olabilir. Bu nedenle çocuğunuzun yeterince su içtiğinden ve ona elma suyu, kayısı suyu, üzüm suyu gibi doğal meyve sularından verdiğinden emin olun.   4. Çocuğunuza daha fazla meyve verin. Elma, kayısı, üzüm, armut gibi meyvelerden yedirin. Muz ise çocuktaki kabızlığı azdırabilir. Havuç, bezelye, yeşil fasulye ve kabak yedirin.   5. Bazen küçük çocuklar oyuna fazla dalarlar ve tuvaletleri gelse bile onu tutmayı tercih ederler. Çocuğunuzun katı dışkısını tutması kabızlığı tetikleyebilir. Çocuğunuza düzenli olarak tuvalete gitmesi yönünde hatırlatıcı işaretler verin.   6. Çocuğunuzun biraz daha hareketli olmasını sağlayın. Hareketsizlik de çocuklarda kabızlığı tetikleyebilir. Ev içinde yürümesi, parkta oynaması kabızlığına iyi gelecektir. Ayrıca egzersiz kabızlığı da önleyebilir.   7. Eğer çocuğunuzun kabızlığı devam ederse veya katı dışkısından kan gelirse, kusma veya ateşi olursa çocuğunuzun hekimine danışın.

Çocuklarda Alerji Belirtileri Ve Nedenleri

Alerji çocukların alerjen olarak adlandırılan bir maddeye karşı vücutlarının geliştirdiği bir reaksiyondur. Çocuklar bir alerjene maruz kaldıklarında vücutları bu tepki gösterir. Bu saldırı vücutta histaminler denilen doğal kimyasallar açığa çıkarır. Histaminler alerjik semptomlar oluşturur. Çocuklardaki farklı alerji belirtilerini bilmek aslında çocuğun yaşam kalitesini artırmaya yönelik de faydalı olacaktır. Bu şekilde alerjiyi tespit ve tedavi etmek daha erken bir dönemde olacaktır.   Çocuklardaki alerji belirtilerini hafif düzeyde alerji belirtileri, şiddetli alerji belirtileri şeklinde sınıflandırmak mümkündür:   Hafif düzeyde alerji belirtileri   Çocukların alerjenlere gösterdikleri alerjik tepkiler ilk önce hafi düzeyde olur. Bu durumda çocuğu gözlem altında tutmak ve sürekli izlemek gerekir. Özellikle çocuğun yüz ve diğer cilt bölgelerindeki alerjik tepkilere bakmak gerekir. Çocuklarda hafi düzeydeki alerji belirtileri kaşıntı, ciltte kızarıklık, kurdeşen, hafif şişlik gibi belirtilerdir. Bunlar vücudun herhangi bir yerinde görülebilir. Ayrıca çocukta burun akıntısı, hapşırma ve gözde sulanma ve kaşıntı gibi belirtiler de görülebilir.   Şiddetli düzeydeki alerji belirtileri   Hafi düzeydeki alerji belirtileri çocuklarda hızlı bir şekilde şiddetlenebilir. Kimi zaman bu şiddetli alerji belirtileri çocuğun yaşamını tehdit eden bir duruma gelebilir. Çocuğun solunum ve sindirim sistemini etkileyebilir. Tabi bu şiddetli alerji belirtileri yüz ve diğer cilt bölgelerinde de görülebilir. Çocuktaki şiddetli alerji belirtileri hırıltı, yutma zorluğu, konuşma ve solunumda zorluk, baş dönmesi ve bayılma şeklinde görülebilir. Şiddetli sindirim sistemi sorunlarında ise karın ağırları, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi alerji belirtileri görülebilir.   Anaflaktik şok   Anaflaktik şok her ne kadar nadir bir şekilde görülse de çocuktaki alerji belirtilerinin en şiddetli ve ciddi halidir. Çocuğun yaşamını tehdit eden bir durum söz konusudur. Bu anaflaksi olarak adlandırılmaktadır. Eğer çocuğun boğazında şişme, solunum güçlüğü, nabzında ani değişmeler görülürse anaflaktik şok geçiriyor demektir. Bu durumda hemen 112 acil servisi aramak gerekir.   Çocuklarda alerji nedenleri   Çocuklar herhangi bir zamanda, herhangi bir şeye, herhangi bir şekilde alerjik tepki gösterebilir. Örneğin solonum, beslenme, böcek ısırmaları, alınan ilaçlar, dokunma gibi yöntemlerle çocuklar alerjene maruz kalabilir.   Çocuklardaki en yaygın alerjenler toz böcekleri, polenler, küf, hayvan dışkısı ve tüyleri, kimyasallar, çeşitli besinler, böcek ısırıkları gibi alerji nedenleri sıralanabilir.   Ayrıca bilimsel araştırmalara göre ebeveynlerinden birinde veya her ikisinde alerji olan çocuklarda alerji görülme ihtimali daha yüksektir.

Çocuklarda Sıvı Eksikliğini Önlemek İçin

Sıvı eksikliği her ne kadar tüm yaş gruplarındaki insanlar için ciddi bir durum olsa da küçük çocuklara için daha ciddi bir durumdur. Küçük çocukların beslenme ve sıvı ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamak gerekir. Bu uygun bir şekilde büyümeleri ve gelişmeleri için gereklidir. Çocuklarda sıvı eksikliğini önlemek için aslında yapılabilecekler basittir.   Aşağıdakileri uygulayarak çocuğunuzda olası bir sıvı eksikliğini önleyebilirsiniz.   1. Çocuğunuza bol sıvı içirin. Su, meyve suyu gibi herhangi bir sıvı eksiliğini önlemeye yardımcı olacaktır. Tabi sıvı eksikliğini önlemede su en iyi tercihtir.   2. Her zaman el altında bir şişe su bulundurun. Özellikle sıcak yaz aylarında çocuğunuz oldukça terler ve su kaybeder. Bunu ikame etmek için eliniz altında bir şişe su bulundurun ve çocuğunuza içirin.   3. Çocuğunuzu bir oyun zamanındaysa, oldukça hareketli bir zaman geçirdiyse oldukça enerji harcamıştır ve su kaybetmiştir. Özellikle yaz aylarında bu daha fazla olabilir. Su kaybını önlemek için daha fazla su içmesini sağlayın.   4. Özellikle sıcak havalarda çocuğunuzun diyetinde su düzeyi daha yüksek besinlere yer verin. Karpuz, kavun, üzüm gibi meyveler su düzeyi yükse besinlerdir. Çocuğunuzun vücudundaki su düzeyini dengede tutmaya yardımcı olurlar.   5. Eğer çocuğunuz kusmuşsa, ishal veya ateş gibi bir sorunu varsa ona bol su içirin. Çünkü bu sorunlar çocuğunuzun su kaybetmesine yol açar. Su kaybını önlemek için bol su içirin. Eğer çocuğunuz su içmeyi reddediyorsa bunun sebebi bir boğaz ağrırı veya yutmakta zorlanması olabilir. Eğer çocuğunuz su içmeyi reddederse çocuğunuzu hekime gösterin.   6. Çocuğunuzdaki sıvı eksikliği belirtilerine dikkat edin. Küçük çocuklardaki sıvı eksikliğinde dudaklarda kuruma, ağlarken göz yaşı çıkmaması, idrarın koyu gelmesi, 6 saatte hiç idrar yapmaması ev genel bir uyuşukluk gibi belirtiler görülür. Çocuktaki sıvı eksikliğinin ciddi belirtileri ise el ve ayaklarda soğuma, aşırı uykulu görünme ve batık gözlerdir. Eğer çocuğunuzda bu tür sıvı eksiliği belirtileri görürseniz onu hekimine gösterin.   7. Eğer çocuğunuz çok su kaybettiyse bir elektroilit sıvı satın alın. Elektrolit sıvı, sıvı dengesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Çoğu eczanede farklı markalarda bu sıvılardan bulabilirsiniz.   Çocuğunuzun sıvı ihtiyacını karşılamak için ona enerji içeceklerinden vermeyin.

Çocukların Bağışıklığı Nasıl Geliştirilir?

Bağışıklık sistemini geliştirerek bir çocuğun daha sağlıklı yaşamsını ve hastalılara karşı daha dirençli ve korunaklı olmasını sağlamak mümkündür. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzu bağışıklık sistemini geliştirmeye yönelik adımları atmanız gerekir.   Peki çocuğunuzun bağışıklığını geliştirmek için neler yapmalısınız? Bu konuda aşağıdaki tavsiyeleri uygulamaya çalışın.   1. Çocuğunuzun bağışıklık sistemini geliştirmek için beslemesinde taze sebze ve meyvelere ağırlık verin. Sebze ve meyveler tam bir vitamin, mineral ve protein deposudur. Örneğin tatlı patates, portakal, yaban mersini, elma püresi, brokoli ve havuç çocuğunuza yedirebileceğiniz çok değerli besinlerdir. Bebeğinizi katı besinlerle tanıştırmaya başladığınızdan 6. aydan sonra bu besinleri zaman içinde bebeğinize yedirmeye başlayabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz daha bebeklik döneminden itibaren bu tür sağlıklı besinlere alışır.   2. Çocuğunuzun bağışıklık sistemini geliştirmek ve hastalıkları önlemek için daha bebeklik döneminden itibaren gerekli aşılamalarını yaptırın. Çocuğunuzun aşıları hakkında hekimine danışarak hangi aşıların ne zaman yapılacağını öğrenin ve aşı takvimine mutlaka uyun. Çünkü bebeklik ve çocukluk döneminde yapılan aşılar çocuğunuzun sonraki yaşamında da oldukça fayda sağlayacaktır.   3. Çocuğunuzun bağışıklık sistemini geliştirmek için doğumdan itibaren en az 6 ay süreyle emzirin. Anne sütü için çocukların bağışıklık sisteminin gelişmesi için çok önemli bir besin kaynağıdır. Bebeğin bağışıklığını geliştirecek düzeyde besin değerlerine sahiptir. Hatta emzirmeyi 6. aydan sonra 1 yaşına kadar katı besinlerle birlikte devam ettirin. Dünya Sağlık Örgütü emzirmenin 2 yaşına kadar devam etmesinde fayda olduğunu da belirtmektedir.   4. Çocuğunuzun bağışıklığını geliştirme için sigara içmeyin. Eğer sigara içmeye devam ediyorsanız en azından çocuğunuzun yanında veya etrafında sigara içmekten kaçının. Çocuğunuzun sigara dumanına maruz kalması akciğerlerinin henüz tam olarak gelişmemiş olmasından dolayı zararlı etkiler doğurabilir. Sigara dumanına maruz kalan çocuklar hastalıklara daha açıktır.
Anket
Bebeğinize ek besinleri ne zaman vermeye başladınız?
E Bülten
Yeniliklerden Haberdar Olmak İçin Lütfen Bültenimize Kayıt Olunuz.
Ad Soyad
:
E mail
: